Genel,  Konuk Yazarlar

Aile Geleneklerinizin Farkında Mısınız?

Çocuğu olan annelere hal hatır sorduğumda genelde şöyle bir cevap alıyorum:

Çocuklar, ev, iş mekik dokuyorum vallahi. Hele çocuk sayısı 2 nin üzerinde ise sohbet hemen şöyle gelişiyor : Doruk’un basketbolu, Lal’in balesi, her cumartesi neredeyse 2 doğum günü partisi, her akşam Doruk’un ödevleri, Lal’in ödevleri, piyano dersi, gitar dersi derken bir bakmışım bu hafta da bitti, gitti.

Çocuklarının şoförü olmuş anneler olduk maalesef, annenin elinden pişen kekin kokusunun peşinde koşan çocuklar yerine, ön koltukta araba kullanıp sürekli bir yerden bir yere koşuşturan anne çocuk ilişkilerinin oyuncularıyız artık.

Ne yapalım, zaman bunu gerektiriyor diyenleriniz var, ben bu koşuşturmadan hiç hazletmiyorum reddediyorum, doğum günü partilerine  katılmıyorum, çocuğuma özel dersler aldırmıyorum, ben nasıl kendi kendime annemle sokakta büyüdüysem o da öyle büyüsün istiyorum diyenleriniz var, aaaa olur mu hiç, ne için yaşıyoruz zaten, çocuklarım benim hayatımın en önemli projesi, hiç boş bırakmayacaksın çocukları, ne öğrenirse edinirse şimdi yanındayken öğreniyor, sonra çok geç oluyor, hem benim için de sosyalleşme oluyor, diger annelerle konuşunca herşeyden haberim oluyor diyenleriniz var.

Ne güzel, herkes ailesi için bir yol çizmiş, bir tarz belirlemiş. Peki tum bunları yaparken ya da yapmazken siz ne hissediyorsunuz. Ülkemizde çok yaygın olan saçını süpürge etmiş anne hisleriyle mi dolusunuz yoksa? Ya da eşim eve ekmek getiriyor, ben getiremeyeceğime göre bu görev de benim, başka çare var mı diye kendinize ayırmadığınız o tek bir saati bile iyice gereksiz hale mi getiriyorsunuz ? Ya da son derece adil, yapılandırılmış, konsensus sağlanmış bir Aile formatının bir parçasıyım mı diyorsunuz?

Sevgili Anne, bu aile tablosunda sen neredesin? Senin varlık nedenin ne? Çocuklarının ihtiyaçlarından yola çıkarak hazırlanmış bir programın yürütücüsü olmak mı, senin, eşinin, çocuklarının, yani tümünüzün ihtiyaçlarından yola çıkarak planlanmış bir programın içinde birbirinizi her gün yeniden keşfederek yaşamak mı?

Hiç yazılmamış aile geleneklerinizi yazmayı denediniz mi hiç?

Sizin yuvanızda, her pazar kahvaltıları kim hazırlar? Okul ile iletişimi kim yürütür? Alışveriş listesini güncel tutmak kimim işidir? Çocukların sosyal etkinliklerini kim takip eder? Pazar günleri bugün hiç yataktan çıkmadan, sadece gazete okuyacağım deme özgürlüğü kimdedir? Ya da bugün yemek yapmadım, arkadaşlarımla tüm gün Beyoğlu’nda turladım deme özgürlüğü ya da diyememe prangası kime aittir? Eşinizle, çok ama çok içerlediğiniz bir şey yaşandığınızda ilk cümleniz ne? Ev kıyafeti geleneğiniz var mı? Oyundan gelen çocuklarınızı kapının önünde mi soyup içeri alıyorsunuz? Mangalı hep baba mı yakar? Perdeleri kim asar? Yatmaya gitmeden önce kanepenin üzerindeki battaniyeyi kim katlar? Kapı önünde hızla çıkarılıp fırlatılmış ayakkabıları kim toplar? Evde sorun çözme inisiyatifi kimdedir? İlk kim müdahale eder?

Niye soruyorum bunları biliyor musunuz? Fark etmeden geliştirdiğiniz Aile gelenekleriniz ileride çocuklarınıza miras kalacak. Onlar da başka bir mirasla gelen eşinin mirası ile tanışacak, yeni bir Ailenin kendi gelenekleri oluşacak.

O gelenekler hemen öyle beş dakikada oluşmayacak. Bazen eşler bağırıp çağıracak, birbirlerini yargılayacak, bazen biri birinden bir şey bekleyecek, olmayacak ağlayacak, küsecek, ya da konuşmamız lazım diyecek? Çocuklar hep gelenekleri test edecek, kendi geleneklerini oluşturmaya odaklanacak.

Kuşaktan kuşağa geçeceğini bildiğimiz bu geleneklerinizi yazıp fark etmeye ne dersiniz?

Bu listenin içinde hangileri Ailenizin olmazsa olmaz kurallarına dönüşmüş?

Hangileri sizin mirasınız hangileri eşinizin?

Eşinizden gelenler kabulünüz mü, yoksa değişebilirler mi?

Sizden gelenler eşinizin kabulü mü, yoksa değişebilirler mi?

Çocuklarınız bu uzun listelerin içinde geleneklerle/ kuralları nasıl ayırt ediyorlar?

 

Bazen Aile geleneklerimiz o kadar kökleşir ki, Ailenin devamı kuralları olurlar. Bazen de o kadar taraflı ve keyfidir ki, hemen esnetilebilirler,

 

Aslında şirketlerde olduğu gibi Ailelerde de her şey konsensus ile başlıyor bence, iki ortaklı, çok katılımlı bir şirket gibi, önce cebimizde ne ile kurduk bu şirketi, sonra neleri geleceğe taşıyıp neleri arkamızda bırakacağız? Bunlar konuşulup üzerinde çalışıldığında kimsenin kimse üzerinde bakı kurmasına ya da kargaşa durumlarından kaynaklı suçlamalara gerek kalır mı sizce?

 

İşte o zaman, birbiri üzerinde güç savaşı yapmaz hale gelen ebeveynler, çocuk sahibi olmanın nasıl derin bir keşfediş yolculuğu olduğunu hissederler. İşte o zaman Aile, değerlerini fark etmiş, tutarlı, bağrışmayan, eğlenen ve farklılıklardan öğrenen bir Aile olmaz mı sizce ?

 

Sevgilerimle,

Business and Executive Coach, & Mom

Ayşegül Akşak

Son ayları sorunlu geçen hamileliğimiz, hamileliğin son 1,5 ayını hastanede geçirmemiz ve 34 haftalık 2240 gr olarak kucağımıza aldığımız küçük mucizemiz Nazlı’mız. Bu süreçte çok okudum bir çok konu araştırdım, baktım ki etrafta herşey annelere, babalara o kadar az şey varki. Ve biradambirbebek.com ‘u açmaya karar verdim. Bu bir blog, internet camiasındaki ilk ve tek bir baba tarafından açılmış blog değil ancak bir günlükten ziyade çok fazla doğru bilgi de içermesine çalıştığım bir blog. İstiyorum ki bu babalar için bir rehber olsun. Hislerimizi ve bilgilerimizi paylaşalım. Her şey anneler için etrafta, burası sadece babalar için. Dedik ya burası baba blog

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.