Genel

Anneler Gününüz Kutlu Olsun

Tamam site adı Biradambirbebek ama malum anne olmayınca ne bebek oluyor ne baba:) Onun için anneleri atlamak mümkün değil.

Anneler Günü için Naz’ın anne babası olarak birer yazı yazdık bu ay Dergi Biradambirbebek için. İşte o yazılar;

——————————
Babadan

Tamam derginin adı bir adam bir bebek lakin anne olmadan ne baba oluyor
malumunuz ne de bebek. Biz de dedik ki madem bu ay anneler gününü kutlayacağız, bu sayıyı ağırlıklı olarak annelere ayıralım.

Önce nedir bu anneler günü, ne zaman çıkmış, kimin aklına gelmiş bir ona bakalım. Yunan mitolojisinde pek çok tanrının annesi Rhea onuruna her yıl ilkbahar festivali olarak kutlanmış. Eski Roma’da ise MÖ.250 yıllarında ana tanrıça Kibele onuruna kutlanırmış. Bugünkü hali ile kutlanması yaklaşık 100 sene öncesi aslında. Anna Jarvis kaybettiği annesi için 1908 yılında bu günü özel gün olarak anar. 1914 yılında kongre kararı ile Amerika çapında gün kutlanmaya başlar. Sonrasında da tüm dünyaya yayılır. Genel olarak her yıl Mayıs ayının ikinci pazarı olarak kutlanan gün, yine de bazı ülkelerde farklılık gösterir.

Benim zamanımda, benim zamanımda deyince bundan elli altmış sene öncesinden bahsetmiyoruz tabi ama yine de eskiden hediye almak için seçenek daha azdı bu günlere göre. Ne, bu kadar çeşitli mağaza vardı, ne de bu kadar hediye alternatifi. Düşünün ilk walkman’imi babam Almanya’dan gelen Almancılara getirtmişti. Çünkü burada yoktu. Bu sebeplerle o yıllarda anneye gerek yaş günü gerek anneler günü için hediye diye alınmış çeşitli renk ve ebatlarda vazo, cam masa süsü ya da basit bir iki parfüm dönüşümlü olarak alınma sırasını beklerdi. Anneannem daha şanssızmış tabi, o zaman belki ara sıra gelen bir buket çiçek ve hatırlandığını bilmenin mutluluğu kâfiymiş.

Şimdiki anneler çok şanslı çeşit çeşit hediye alabiliyorlar, hediye edenler ise daha şanssız çünkü o zaman 3-5 hediyeden birini alıp gelmek varken şimdi binlerce seçenek arasından seçim yapmaya çalışıyorlar.

Ufaklığımda evi senin için aldığım cam eşyalarla dolduran oğlundan; mutlu yıllar

Baba Doruk (Naz’ın deyimiyle)

———————–

Anneden annesine

Bu derginin duygusal ve de duygulu yazarı benim. O yüzden bu ayki yazımı, bundan doğan hakkımı kullanarak yazıyorum. Üstelik tam da zamanı gelmişken.

Çok duymuşsunuzdur; “anne olunca anladım”, “anne sevgisi başkaymış”, “annem çok haklıymış”…

 

Hayat bazı aşamalarda gerçekten tekrar ediyor; zaman, mekan ya da aktörler değişse de bazı roller ya da başımıza gelenler değişmiyor. Bu da bence öyle bir durum. Annelik beraberinde pek çokları tarafından yaşanan bazı süreçleri de doğal olarak yanında getiriyor.

Ve evet, ben de annemi daha iyi anlıyorum. Ama bundan ötesi var…

Bunları anlamak ya da sevgimizin büyüklüğünü ölçmek için tabi ki anne olmak şart değil. Ama zaten kadın olarak daha duygusal varlıklarken, anne olunca gözyaşı üretiminin ya da hassasiyetin dozu artıyor. Daha özenli, daha dikkatli, daha sevecen, daha hassas biri oluveriyoruz. İşte bu ruh ve kişilik hallerine bürünmüşken annemiz gözümüzde daha da kutsal, daha da değerli ve daha da inanılmaz biri haline dönüşüyor.

Arada bunaldığınızda, “bir offf çeksem” durumlarındayken, uyusun diye uğraştığınız bebişiniz cin gibi gözünüzün içine bakarken ya da sizin gözünüzden uyku akarken o gece 5 kere uyanıp süt isterken tüm bunları annenizin nasıl hallettiğini düşünmediniz mi hiç? Üstelik hayat anneniz için çok daha zorken.

Bazen düşünüyorum da bizim nesil daha bir rahatına düşkün, daha çabuk
yoruluyor ve sızlanıyor. Annemin bizi yetiştirirken hazır bezin daha yeni yeni kullanılmaya başlaması ya da bulaşık makinesinin lüks olması şu an neredeyse saat başı bez değiştirip, 2 tabak için bulaşık makinesini çalıştıran bizler için çok mu uzak hikayeler acaba?

İşte tüm bunları düşündükçe annem gözümde daha da yüceliyor. Üstelik onu hala o günkü gücü ve azmiyle karşımda görüyorken. Hayata karşı onun kadar güçlü durabilmeyi, onun gibi yılmadan dimdik ayakta kalabilmeyi, gelip geçen tüm sorunları arkamda bırakıp hala geleceğe umutla bakabilmeyi ve etrafıma onun gibi huzur verebilmeyi çok isterim. Bu, belki de ona hiç söylemediğim birşey, neyse ki şimdi bir fırsat yaratıp en azından yazabiliyorum: ben annem gibi olabilmeyi çok isterim ve bir gün kızımın da benim için aynı şeyleri düşünmesini. Bence anneden kızına geçen yegane miras da bu – ta kendisi.

Anneciğim, bana verdiklerin, kattıkların, arkamda dimdik durman, minik kızımı büyütmen ve daha sayamayacağım desteklerin, daha da önemlisi sonsuz sevgin için çok teşekkürler.

Anneler günün kutlu olsun!

İrem Doruk

Son ayları sorunlu geçen hamileliğimiz, hamileliğin son 1,5 ayını hastanede geçirmemiz ve 34 haftalık 2240 gr olarak kucağımıza aldığımız küçük mucizemiz Nazlı’mız. Bu süreçte çok okudum bir çok konu araştırdım, baktım ki etrafta herşey annelere, babalara o kadar az şey varki. Ve biradambirbebek.com ‘u açmaya karar verdim. Bu bir blog, internet camiasındaki ilk ve tek bir baba tarafından açılmış blog değil ancak bir günlükten ziyade çok fazla doğru bilgi de içermesine çalıştığım bir blog. İstiyorum ki bu babalar için bir rehber olsun. Hislerimizi ve bilgilerimizi paylaşalım. Her şey anneler için etrafta, burası sadece babalar için. Dedik ya burası baba blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.