Genel,  Konuk Yazarlar

Bir Yaz Akşamıydı

Bir yaz akşamıydı, biraz nefes almak için attık kendimizi sokağa. 13 aylık Selen, Selen’in annesi olan ben, benim kocam Selen’in de babası Emre… Genç ve heyecanlı bir anne olarak, o geceden en büyük beklentim Selen’in bir yandan bize eşlik ederken, bir yandan karnını doyurabilmesiydi… Büyük bir özenle seçilmiş mekanda, dikkatle sipariş edilmiş ve Selen için özel hazırlanmış çorbamız masaya geldi.

 

Ve ilk deneme… kaşığın ucu küçük hanımın dudaklarına değdirildi…Birkaç saniye mola, derin bir nefes ve ardından ikinci deneme… kaşık biraz heyecan, biraz öfke, biraz da ne yaptığını bilmezlikle sağa sola savrulan kafanın tam ortasındaki o küçük dudaklara denk getirilmeye çalışıldı…ama yine olmadı. 3. ve son deneme ise o küçük hanımın, etrafına çığlıklar fırlatan bir cadıya dönüştüğü an oldu… çorba masanın en uç noktasına, Selen ve babası da restoranın kapısına doğru yol aldı… konuyla ilgili herşeyin benden en az 3 metre uzak bir mesafede durması gerekiyordu… bunu herkes anladı ve pozisyonunu aldı.

İşte böyle anlarda anne olmanın dayanılmaz ağırlığı ile çöken omuzlarım her seferinde yine anne olmanın verdiği güçlü sorumluluk duygusuyla yükselmeye çalışıyor. 1 kaşık çorbayı bile içirememek el kadar çocuğa bir yandan çok basit görünenin gerçekte ne kadar zor olabileceğini anlatırken bana, öte yandan da 3 çocuk büyütmüş annemin o mütevazi duruşunun altında ne kadar büyük bir irade olduğunu fark ettiriyor… Anne olmak tüm zorlukları bir kenara itip, her şeye karşı, en çok da kendi güçsüzlüklerine karşı dimdik durabilmekmiş, diyorum… Her adımının ve her kararının arkasında dimdik durup, hiçbir tutarsızlığa yer vermeyeceksin, ki karşındaki o minik dev dünyayı senin pencerenden görüp tanırken şaşırmasın, şaşmasın… Yolda da, yolunda da sağlam adımlarla yürüsün.

Bir yaz akşamı, hala üzerimde doğumdan kalan birkaç kilonun ve kafamdaki anne olmanın tanımına dair soruların ağırlığıyla tek başıma oturuyorum… bir annenin aslında hiçbir zaman bir başına olamayacağını düşünerek… hadi diyorum, kendime, kalk bakalım küçük anne, iki kızın var büyütecek, biri kucağında diğeri içinde, buluşuyoruz küçük hanım ve babasıyla… dooğğğruuu eve, uykuya… kafamda Selen’in aç yatacağı için kaç kere uyanacağını hesaplamaya çalışan uçuşmalarla…

Ve bir gün sonra… pes etmiyorum, alıyorum kızımı yine sahile… farklı bir mekan, farklı bir ortam. Selen Hanım’a bir çorba, bana da bir salata siparişiyle yine başlıyoruz en baştan. O bana salata yedirirken ben ona çorba içiriyorum. Önümüzden geçenler, ne tatlı bir manzara hissini yansıtan gülümsemelerle bakıp el sallıyor bize… bizimki de selamlıyor halkını, hayranlarını, kendini aşmış bir ifadeyle, ve 13 aylık haliyle. Dünkü fırtınadan eser yok, barışık ve lezzetli bir akşam….

Işılay Bardak

Son ayları sorunlu geçen hamileliğimiz, hamileliğin son 1,5 ayını hastanede geçirmemiz ve 34 haftalık 2240 gr olarak kucağımıza aldığımız küçük mucizemiz Nazlı’mız. Bu süreçte çok okudum bir çok konu araştırdım, baktım ki etrafta herşey annelere, babalara o kadar az şey varki. Ve biradambirbebek.com ‘u açmaya karar verdim. Bu bir blog, internet camiasındaki ilk ve tek bir baba tarafından açılmış blog değil ancak bir günlükten ziyade çok fazla doğru bilgi de içermesine çalıştığım bir blog. İstiyorum ki bu babalar için bir rehber olsun. Hislerimizi ve bilgilerimizi paylaşalım. Her şey anneler için etrafta, burası sadece babalar için. Dedik ya burası baba blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.