Blogger, Blog ve Marka ilişkisi

Herkese merhaba, son günlerde blogger, bloggerlık ve sahte ünvanlar konusunda sosyal medya, gazete ve hatta televizyon kanallarında gündeme gelen olaylar hakkında çok mesaj ve telefon aldım “Sen bir şey söylemeyecek misin?” diye. Çok işin içine girmek istemesem de bunları yazmayı bir blogger olarak bloggerlık adına gerekli gördüm.

Önce şuradan başlayalım mı? Blog nedir?

Nedir bu blog ve bloggerlık? Blog İngilizce web ve log kelimelerinin zaman içinde birleşip blog olarak kısaltılması ile meydana gelmiştir. Kelime anlamı içinde aslında, web’de tutulan log demek. Yani bir kişi istediği şeyleri istediği biçimde bir günlük gibi web’de bir platformda tutar. Bunu diğer insanlar ile paylaşır ya da paylaşmaz, eğer paylaşır ise bu blog tüm internete girenler tarafından okunur. Yazılanlar tabi ki kişinin kendini bağlar ancak yazılanlardan direk ya da dolaylı olarak sorumludur. Yazı istenir ise lisanslı ya da kaynağından izin alınmış veya kendine ait görseller ve videolar ile de desteklenebilir. Kişi sosyal medya kanallarının yaygınlaşması ile yazılarını kendi sosyal medya hesaplarından da paylaşarak okunmasını sağlar. Tüm bunları yapan kişiye de blogger denir.

Demek ki blogger ve blog olabilmesi bir yazı, blogger gerekli görür ise yazıyı destekleyen görsel ve video, bunların yayınlanacağı bir web sitesi olması gerekiyor. Yani teknik olarak takipçilerin ilgisini çekebilecek güzel bir fotoğraf altına yazılan 2 kelime ve bunun satın alınmış takipçiler ile sosyal medya platformlarından paylaşılması yeterli olmuyor. Bu takipçi satın alma konusunu olumsuz olarak kullanmadım, teknik detaylarını aşağıda vereceğim.

Blog çok farklı konularda tutulabilir, kişi uzmanlığı konusunda yazabilir, hobisi konusunda yazabilir, ihtiyaçları doğrultusunda yazabilir veya magazin konusunda yazabilir. Bu yazıyı okuduğunuz blog yani biradambirbebek.com tamamen ihtiyaçlar doğrultusunda çıkmış bir blog. Çok kişi biliyor aslında ama kısaca geçelim. İrem erken doğum riski ile hastane odasında yatarken, niye erken doğuyoruz? Prematüre nedir? Doğumdan sonra neler yapmak lazım? gibi bir çok soru vardı kafamda. Bunları araştırıyor, bir deftere yazıyordum. Bir arkadaşım Cesur internetteki ilk yemek sitelerinden birisi senin, internet ile iç içesin bu yazdıklarını bir blog ortamında toplasana dedi ve biradambirbebek.com hastane odasında Nazlı’dan önce doğdu.

Bir babanın bebek konusunda yazıyor olması sanırım enteresan geldi ki çok kısa sürede çok ünlü oldu blog. Türkiye’de blog kategorisinde verilen 3 ödül vardı, Turkcell Blog Ödülleri, Altın Örümcek Web Ödülleri ve Hürriyet Blog ödülleri. Bu ödüllerin tamamını aldık, hatta birinden 2 tane aldık. Çıkmadığımız gazete, dergi hatta televizyon kalmadı. Ödül halkın ya da jürinin takdiridir, ödül alınması onun en iyi olduğu en fazla okunduğu anlamına tabi ki gelmez ama üzerinizdeki sorumluluğu arttırır. Kendi yazdıklarımı topladığım bir yer olan blog, ödüller ile beraber binlerce kişinin okuduğu bir platform haline gelince yazdıklarınızı bir kez daha kontrol etmeniz gerekiyor.

Nazlı ile daha doğru bir iletişim kurabilmek için çok okudum, internetten bir çocuk gelişimi ve psikolojisi sertifika programı aldım. Yaşam koçluğu eğitimi aldım, ama bunları sadece kendim için kullandım.

Gel zaman git zaman bir baktım ki yılların bankacı ve finansçısı ben (11 sene profesyonel hayatta çalıştım) internet ve sosyal medya konusunda markalar ile iş yapar hatta danışmanlık verir hale geldim. Bu işi de doğru yapabilmek adına bu yaştan sonra o zaman sadece Kadir Has Üniversitesinde olan Yeni Medya ve Sosyal Medya sertifika programını tamamladım.

Blogun getirdiği popülarite ile çeşitli markalar ile işbirliği yaptım. Bu işbirlikleri bazen maddi kazanç ile, bazen yardım için, bazen de sosyal sorumluluk için oldu. Bu marka birlikteliklerini çoğu zaman blogger arkadaşlarım ile beraber yaptım, halen de yapıyorum.

Markalara karşı her zaman açık oldum, ne istediklerini doğru anlayıp doğru iş birliklerini onlara sundum.

Teknik detaylar

Blogger ve Instablogger; 

Bir blog sahibi sosyal medya platformlarında da aktif olabilir. Yani teknik olarak bir blogu olabilir, az ve ya çok okunuyor olabilir ama iyi fotoğraf çekip instagram’da çok takipçisi olabilir. Bloggerın iyi bir blogger olabilmesi ve blogun iyi bir blog olabilmesi için çok okunması gerekmiyor, onun özgün ve kaynak gösterilebilir olması en önemli nokta. Dolayısıyla instagramda çok takipçili iyi bir blogger olabilir ama içerik olmadan sadece sosyal medya kanallarından görsel paylaşım yapanları blogger olarak isimlendirmiyorum.

Takılınan bir kaç yanlış nokta Hit, Alexa, Google…

Sosyal medya hesaplarında takipçi arttırmak için reklam ve satın alma yöntemi blog için de geçerli. Çok takipçisi olan alakasız bir Facebook sayfasından blogtaki bir içeriğe alakasız ama ilgi çekecek bir başlık ile link reklamı verilebilir. Sonuç; bir bakmışsınız ki bloğun aylık hiti 500k. Bu hit artışı ve satın alınmış Alexa bannerı sizi geçici olarak Alexa sıralamasında da üst sıraya çıkarır. Buna Sosyal medya takipçi sayılarını da eklerseniz birliktelik gerçekleştirmek istediğiniz markanın karşısına harika bir tablo ile çıkabilirsiniz. Marka da saf ise bunu yer ve siz bu blog işinden güzel para kazanabilirsiniz. Bu verilerin doğruluğunun teyidi aslında o kadar kolay ki. Nasıl olduğunu burada yazmayacağım çünkü bu işten para kazanıyorumJ

Sosyal medyada takipçi satın almak;

İşte bana en çok gelen konu. Takipçi satın almak suç mudur? Etik midir? Fake takipçi nedir? 100k nasıl olurum? Sosyal medyada takipçi ya paylaştığınız organik içeriklerin yine organik olarak yayılması ile, ya satın alınarak ya da reklam verilerek kazanılır. Üç yöntem de etiktir ve hatta suç ta değildir. Öncelikle sosyal medya sahibi şahıs veya marka olarak ele alalım. Sonuç olarak gerek marka gerek şahıs olsun takipçi sayısını arttırmaktaki amaç paylaşımları daha fazla kişiye ulaştırmaktır.

Satın alma kısmını ayrıca ele alırsak satın alma nasıl oluyor teknik olarak anlatayım. Siz bir uygulama ya da oyun indirirken ya da bir uygulamayı sosyal medya hesabınıza bağlarken size bir onay mesajı çıkarır. Bu onay mesajında “ Bu uygulamaya onay vermen senin takipçilerine ulaşmamı, e-mail hesabını kaydetmemi hatta senin adına sayfa beğenip onaylamama izin verir” gibi maddeler içerebilir. Dolayısıyla bu onayı çok dikkatli okumak lazım. Sizin verdiğiniz onay ile kötü amaçlı kullanılabilen bir uygulamanın data havuzuna düşmüş olursunuz. Siz direkt ya da bir aracı vasıtası ile sosyal medya hesabınıza 1000 takipçi almak istediğinizde, data sahibi size bu havuzdan 1000 kişi gönderir. Siz ilk paylaşımı yaptığınızda “Ben bu adamı nereden takip ediyorum yahu” deyip bu takipçilerin %70-80 ini kaybedersiniz. Kalan benim için yeterli dersiniz. Bu havuzu daha kalabalık göstermek için data havuzu sahipleri buraya sahte instagram profilleri açarak da doldurur. Yani siz 1000 kişi istediğinizde 200-300 de fake yani boş hesap sahibi olursunuz. Takipçi sayınız fazla görünür ama bunlar ne like yapabilir ne de yorum. Instagram belirli aralıklar ile bu fake profilleri temizler.

Takipçi/beğeni/yorumun kendi içinde bir aritmetik oranı var, paylaşım ve teknik detayları yorumlayabilen bir marka bu tür hesaplar ile çalışmaz ama çoğu marka bunu maalesef yapamıyor.

Sahte ünvan ile kandırıldık mı?

Şu an gündemde olan konu nedir: Bir ünvan ile insanları kandırmak, hatta bu yolla marka ve 3.şahıslardan haksız kazanç elde edildiği iddia ediliyor. İki konu var burada etiklik ve suç. Yapılan etik midir? Eğer bu iddia gerçek ise bence etik değildir. İddianın suç olabilmesi için hakkında iddiada bulunulan kişiye savunma hakkı vermek gerekir. Eğer suç ise de herkes kendi düşüncesini istediği platformda kişilik haklarına hakaret etmemek kaydı ile (ki burada maalesef edildi, çok üzücü ve kötü şeyler okudum ve üzüldüm) dile getirebilir, dolandırıldığına inananlar bu haklarını kanun önünde dilerse arayabilir.

Sosyal medya kanallarında itibar ve kriz yönetimi;

Biz her konuda olduğu gibi bu konuda da yumurta kapıya dayanınca bir şey yapmaya kalkıyoruz ve her şeyi elimize ayağımıza dolaştırıyoruz. Nasıl hiç hastalanmasak da sağlık sigortası ödüyoruz, kaza yapmasak da kaskoya yıllık bir para ayırıyor isek. Sosyal medyada markamız var ise onun doğru şekilde yönetilmesi için belirli bir bütçe ayırmamız gerekiyor. Bu bütçeye doğru reklam harcamaları, doğru içerik üretimi, doğru birliktelikler ve son olarak doğru bir sosyal medya yönetimi giriyor. Tüm bunları iyi bir sosyal medya uzmanına teslim etmek sorumluluktan bence kurtarmıyor, konuya hakim olarak o yapılanları da kontrol etmek yine markaya kalıyor. Bunun içinde bir bilgi birikimine sahip olmak gerekiyor.

Tüm bunları doğru yaparsanız ilk krizde, yandım Allah kurtarın bizi, durumları olmuyor. Son yaşanan olayda sorumluluktan kaçmak için koca koca kişi ve markalardan o kadar yanlış, acemi açıklamalar okudum ki şaşırmamak elde değil.

Sonuç;

Blogger: Blogger, blogger sıfatı ile yaptığı paylaşımlarda bir otorite gibi davranmamalı, yazdıklarının ve paylaşımların sadece kendisini bağladığını düşünse de okuyucuları olumlu olumsuz etkileyebileceğini unutmamalı.

Takipçi ya da Okuyucu: İnternette aşırı bir bilgi kirliliği maalesef var. Beş dakikada artık bir internet sitesi açabilir, kopyala yapıştır ile onu dakikalar içinde sayısız doğru/yanlış içerikli bir platform haline dönüştürebilirsiniz. Sosyal medyanın da gücü ile bir bakmışsınız ki platform birkaç gün içinde binlerce kişinin girip okuduğu bir yer haline gelmiş. Okuyanların da bu içerikleri paylaşması ile doğru/yanlış bilgi çok kısa bir sürede inanılmaz büyük kitlelere ulaşabiliyor. Bloga bir kişinin günlüğü gözü ile bakmalı. O günlükte kişi yaşadıklarını, tecrübelerini paylaşıyor. Yanlış da olabilir, hata da yapmış olabilir. Bunları okur ya da paylaşırken lütfen bu gözle bakalım, içeriklerin doğruluğunu sorgulayalım.

Marka;

Marka açısından blogger çalışması kolay ve doğru bir mecra aslında. Bir gazete veya dergide bir içerik ya da reklam yayınladığınızda bunun kaç kişiye ulaştığını ne kadarının okunduğunu maalesef ölçemiyorsunuz. Ama online platformda bu çok kolay oluyor. Blogun okunma sayısı belli, sosyal medya takipçi sayıları ortada. Ama bir zahmet markaya da bunları sorgulamak ve sonrasında bu birlikteliği sağlamak düşüyor. Sonra ben kandırıldım maalesef olmuyor.

Dolayısı ile bir marka birliktelik kuracağı bloggerı seçerken dikkatli davranır ise harika sonuçlar elde edebilir.

Yazar: admin