Genel,  Konuk Yazarlar

Bu Ne Yaman Çelişki Anne !

Hepimiz çocuk sahibi olma planları yaparken eminim onların bizden bir iki adım önde olmalarını, bizlerin büyüdüğü hayat şartlarından daha iyi şartlarda büyümelerini, daha iyi okullarda okumalarını, daha güzel yerlerde tatil yapmalarını, daha güzel kıyafetler giymelerini hayal ederek bu yola çıktık.

Ama gelin görün ki bu yaklaşım tarzı, arkasında çok da fena bir çelişkiyi getirdi.

Bizim jenerasyonumuz birçok imkanı çoklukla kendi çabası ile elde ederken , biz çocuklarımıza her türlü imkanı hazır sunar olduk.

Ben çocukken, ülkemizin gelişmişlik seviyesi nedeniyle, öyle tatil köylerinde tatil yapmak şurada dursun, tatil yapabilen aile sayısı bile sınırlıydı. Şimdi ise tatil köylerinden beğen beğenebilirsen, kaydıraklı havuzları olsun, miniclub mutlaka olsun, her şey dahil seçeneği ile uzun maslarda yüzlerce yemek olsun ama aralarda da çocuklarımız için gözleme, dondurma, mısır unutmasınlar.

Seçtiğimiz okullara gelelim. Artık tek öğretmen bize yetmez oldu, derslere çift öğretmen girsin, birisi ders anlatırken diğeri dikkati dağılanları toparlasın ya da biri yabancı diğeri Türk olsun, derslerden seç seçebilirsen, drama olsun, bale olsun, satranç, yoga, binicilik olsun, olsun da olsun.

Doğum günü partilerimiz mi ? Kostümlüsü, palyaçolusu, temalısı… Müzelerde yapılanı mı ararsınız, enteresan kafelerde mi, buz pateni sahalarında, ünlü futbolcu ağabeylerin gelip imzalı forma dağıttıklarını mı , dev oyun alanları kurulanlarını mı . Artık farklı mekanlar ve temalar bulmakta zorlanır olduk. Yakında birimizin çocuğu, “ Ben doğum günü partimi uzay temalı ve Ayda yapacağım” derse hiç şaşırmayın. Tabii misafir çocuklar üzülmesin diye hazırladığımız mini hediyeleri de unutmayalım. Sözün kısası bu doğum günü organizasyonları için her yıl yaratıcılığımızı biraz daha artırmak zorunda kalıyoruz.

Artık çocuklarımız için dışarıda yemek yemek son derece doğal, gittiğimiz yer neresi olursa olsun, çok yakınımızda bir Burger King , Pizza Hut ya da Migros olduğunu sanıyorlar. Evde yapılmış meyve suyunu ya da ayranı garipsiyorlar. Bir yere otobüsle gitmek mi? Çocuklarımızla yeni bir deneyim yaşamak için yaptığımız programlardan biri değil mi? Benim oğlum her çift katlı otobüs gördüğünde “Anne ben işte bu otobüslere binmek istiyorum” diyor.

Araba, bir tane yetmiyor, hem annede hem de babada var. Çünkü annenin çocukları baleye, basketbola, yüzmeye, satranç dersine, piyano dersine, doğum günü partilerine götürmesi, babanın da işe gitmesi gerekiyor. Tek araba olur mu?

Oyuncak konusuna hiç girmeyeceğim. Sesinizi duyar gibiyim.

Sevgili anneler, babalar, bazen ne düşünüyorum biliyor musunuz? Her geçen gün çocuklarımızın mutlu olma çıtasını elbirliğiyle biraz daha yukarıya çıkarıyoruz. Diğer yandan, elinden PSP düşürmeyen bir jenerasyonun çocuklarına, anneannelerinin bildiği oyunları öğrenmesini ve arkadaşlarına öğretmesini isteyen ödevler yaptırtıyoruz. Sahip oldukları eşyaların, oyuncakların, kıyafetlerin kıymetini bilmelerini ve yıpratmadan kullanmalarını öğütlüyoruz. Sizce çocuklarımız en az 2 tane ayakkabısı, sayamayacağımız kadar çok giysisi, kalemi, kitabı, oyuncağı varken neden onları koruması gerektiği konusunda müthiş bir çelişki içine düşmüyor mudur? Neden korusun ki? Nasılsa her şey kolayca alınıveriyor, her yere kolayca gidiliveriyor, dünya tümüyle onların etrafında dönüyor.

Onlar, bizim onlara sunduğumuz bu imkânların sonsuza dek süreceğine eminler, sürdürebilecek olanlara sözüm yok. Ama diğerlerimiz?

Bir gün gelip de merdivenleri kendisi çıkmaya başladığında, bir gün gelip de hayatla tek başına mücadele etmeye başladıklarında, o bizim tepelere yerleştirdiğimiz çıta hep bir balyoz gibi karşılarına çıkmayacak mı sizce?

Bugün bizim “ İmkânım var alıyorum, veriyorum” diye tüm iyi niyetimizle önlerine sunduğumuz bu hayata, bizden sonra ulaşamazlarsa, en büyük kötülüğü yapmış olmayacak mıyız?

Yine onlara her şeyin en güzelini vermek için çalışalım elbette, verelim de. Ama ne olur, Migros olmadan da yaşayabileceğimizi, tek bir çift ayakkabısının olmasının, hiç ayakkabısı olmamasından daha iyi olduğunu, evde pişen sıcak çorbanın dışarıdaki en güzel yemekten yeğ olduğunu, bilgisayar oynamanın yanı sıra beştaş, istop gibi oyunlarla da eğlenebileceğimizi, yalnızca arabamız ile değil otobüsle de seyahat etmenin ne kadar zevkli olabileceğini de öğretelim onlara,

 

Ayşegül Akşak,

Son ayları sorunlu geçen hamileliğimiz, hamileliğin son 1,5 ayını hastanede geçirmemiz ve 34 haftalık 2240 gr olarak kucağımıza aldığımız küçük mucizemiz Nazlı’mız. Bu süreçte çok okudum bir çok konu araştırdım, baktım ki etrafta herşey annelere, babalara o kadar az şey varki. Ve biradambirbebek.com ‘u açmaya karar verdim. Bu bir blog, internet camiasındaki ilk ve tek bir baba tarafından açılmış blog değil ancak bir günlükten ziyade çok fazla doğru bilgi de içermesine çalıştığım bir blog. İstiyorum ki bu babalar için bir rehber olsun. Hislerimizi ve bilgilerimizi paylaşalım. Her şey anneler için etrafta, burası sadece babalar için. Dedik ya burası baba blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.