çöp torbası
Genel,  Sağlık

Çocuğum nereden kaptı bu mikrobu?

Geçtiğimiz günlerde bahçede oynayan çocuklara bakarken dalıp kendi çocukluğuma gittim. Hasta olduğumda dışarıda oynayamayacağım için ne çok sıkılır, üzülürdüm.. Özgürlüğümü sonuna kadar hissettiğim saatlerdi bahçede oynadığım zamanlar, koşarak, zıplayarak… Annemin “yapma sakın” dediklerini, onun görmeyeceğini bilmenin rahatlığıyla, sonunda canımın yanacağını bile bile yapmak da ayrı bir zevkti.

 

Şimdiki çocukları da sorguluyorum aslında. Teknolojinin sunduğu zenginliklerin önünü alamadığımız bir platform da “oyunlar dünyası”. Oynayan gitmek istemese de gitme hissini uyandıran ortamları yaratan, oradaymış gibi hissettiren zengin oyun dünyası ne kadar özgür ki? Yoksa sınırsızlık hissiyatının içindeki sahte bir özgürlük mü? Ben hala çocuğun sokakta, açık havada, bahçede oynayıp gelişim döngüsünü tamamlamasının taraftarıyım. Düşe kalka büyümeli çocuk. Dizinin acısını hissetmeli, sonra nasıl iyileşeceğini; onu ağlatan yarasının nasıl kabuk bağlayacağını görmeli, bilmeli ki bir sonraki düşüşünde doğru önlemi alabilsin.

 

Çocukluğumdayım dedim ya sonra her şeyin en iyisi olması için uğraşan annemi anımsadım. Ben diğer çocuklardan, sokaktan, kediden, köpekten mikrop kapmayayım diye ne çok telaş ederdi… Bazen de her şeye dikkat eder ama göremediği mikroplarla mücadele etmek zorunda kalırdı. Çünkü en özgür olduğum saatlerde, özgürlüğüm her yerdeydi. Top mu oynuyoruz, top isterse Fizan’a kaçsın koşup alacaktık onu. İşte bir gün de hiç unutmam arkadaşım kale yaptığımız çöp konteynırlarının önüne düşmüştü. Düşüş o düşüş, kaptığı mikropla aylarca maç yapamamıştık. Zira bir daha da orayı kale yapmamıştık maçlarımızda.

 

Dün işten dönerken de; havaların ısınmasını fırsat bilen ve okullarından çıkan çocukların daha eve girip formalarını çıkarmadan maç yaptıklarına şahit oldum.. Bir süre izledim onları ve o sırada kendi yaptığım maçlar ve yere düşen o arkadaşım geldi aklıma.

 

Bu anımı neden mi anlattım?

Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir makalede aklıma takılan ve aslında dikkatimi çeken bir konu oldu: Çöp poşetlerinden sızan sıvıların doğaya verdiği zarar… Ve aslında uzaklaştırmaya çalıştığımız çöpleri hanemize nasıl geri döndürdüğümüz… Çöplerde biriken atıkların zamanla ve çöp atık merkezlerine ulaşana kadar çok da uzağımızda barınmadığına hiç dikkat etmiş miydiniz?

 

Aslında döngü çok basit; evlerimizde çöplerimizi, bunun için üretilmiş özel çöp poşetlerine attığımızda, o poşetin upuzun yolculuğunda çöplerimizden doğayı korumuş oluyoruz. Alışverişlerimizde fazla fazla aldığımız poşetleri ne kadar iç içe geçirerek evimizin sınırları içinde çöpün akmasını, evimizle temas etmesini engellesek de, sonrasında o poşetin çöp alanlarına gidene kadarki upuzun yolculuğunda doğaya nasıl bir iz bıraktığını bilmiyoruz.

 

Annemin kontrol edemediği derken kastettiğim de buydu aslında… Doğru bilinen yanlış uygulamalar nedeniyle kontrolden çıkan mikroplar… Sokağa/çöp alanlarına market poşetleriyle atılan çöplerden sızan sıvılar kanalizasyon ya da şehrin su şebekesine de karışabiliyor. Bu da tifo, Hepatit A, kolera ve menenjit gibi pek çok hastalığa davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Sadece maç yapan çocukları değil, diğer canlıları da korumak görevimizse size de şunu tavsiye ediyorum: Marketten fazla poşet alıp çöp poşeti yerine kullanmayın. Çöplerinizi bu iş için üretilmiş özel poşetlerde atın. Çok ufak görünen ama oldukça önemli olan bu detayı atlamamanızı öneriyorum. “Elimizdeki market poşetlerini ne yapalım” diyenlere de bu poşetleri doğrudan geri kazanım alanlarına bırakmalarını tavsiye ediyorum. Aslında en güzeli markete giderken hem şık hem de doğa dostu bez poşetleri kullanarak market poşeti kullanımını azaltmak olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.