‘’Güvenmek’’ çocuğu büyütür mü?

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin, düzenli uykunun, açık hava aktivitelerinin çocuğun gelişimindeki olumlu etkilerini bilmeyen yoktur. Her ebeveynin kendi yaşam koşulları içinde farklılıklar gösterse de bunların çocuğu büyüten etmenler olduğu kanıtlanmıştır.

Ancak çocuklar fiziksel büyümenin yanı sıra bir de duygusal ve sosyal açıdan büyümeye ihtiyaç duyarlar. Her ebeveyn çocuğunu korumak-kollamak ister, hiçbir zarar gelmesin, saçının teli incinmesin ister ama acaba aşırı korumacı tavır gerçekten çocuğumuza iyi geliyor mu?

‘’Elinden tut, düşmesin, Sen yedir, önüne dökmesin, Suyunu sen içir boğazına kaçmasın, Giysilerini giydir… ve daha nice iyi niyetli cümleye şahit olarak büyütüyoruz çocuklarımızı. Ama daha sonra kendi kararlarını vermelerini ve sorumluluk almalarını bekliyoruz. Bu arada geçen sürede çocuklarımıza tecrübe etme ve hata yapma imkanı vermediğimizde çocuğumuz tek başına ne yapacağını bilemez hale geliyor.

Böyle aşırı destekleyerek büyüttüğümüz çocuğumuzun davranışlarıyla ilgili neredeyse aynı kişilerden ‘’Hala sen mi yediriyorsun?, Ayakkabısını bağlamayı bilmiyor mu?, Odasını neden toplamıyor?, Ödevini kendi yapmıyor mu?’’ soruları geliyor ardından.

Evet kendi başına yemiyor çünkü üstüne dökmek istemiyor, kendi giyinmiyor çünkü denemesine olanak vermedik, her an anne/babayı yanında istiyor çünkü kendi hiç kendi başına kalmasına izin vermedik.

Çocuğumuzun kendi kararlarını verebilen, hata yapmaktan çekinmeyen, denemekten korkmayan, başarıyı da başarısızlığı da kabullenebilen, kendine güven duyan bir birey olmasını istiyorsak ona özgür olacağı alanlar sağlamalı ve öz denetimini geliştirmesi için mümkün olduğunca az müdahalede bulunmalıyız.

Düşmeden büyümesini beklemek yerine çevre güvenliğini sağlayarak kontrolünü sağlamasına olanak sağlamalıyız. Üstüne dökmeden, etrafı kirletmeden yemeğini bitirsin diyerek elimizde kaşıkla peşinden gezmek yerine birkaç ay daha fazla çamaşır yıkmayı göze almalıyız. Odasını, yatağını belki bizim istediğimiz kadar düzgün şekilde toplayamaz ama ona ait olan alanların sorumluluğunu çocuğumuza vermeliyiz.

Her diş fırçalama çabasını takdir etmek ve desteklemek, diş fırçalama süresini minik oyunlarla belirlemek, fırçalamanın ardından diş dansı gibi küçük eğlenceler bulmak belki emek ve zaman isteyebilir. Ancak çocuğumuzun ağız sağlığı bilinci kazanması dişlerini bizim fırçalamamızdan daha etkili olacaktır.

Herhangi bir davranışın kalıcı olması için en temel kural, o davranışın sıklıkla tekrar edilmesi ve geri bildirimlerle desteklenmesidir. Çocuğumuzun kendine güvenmesini istiyorsak önce biz ona güvenmeliyiz. Anne/baba olmak demek bazen hata yapmasına da imkan vermek demektir. Bağlı ama bağımlı olmayan bir yetişkin olması için çocuğumuza güvenmeyi öğrenmeli ve inisiyatif almasını desteklemeliyiz.

ebeveyn
ebeveyn

– Çevreyi güvenli hale getirin; Yürümeye başladığında etrafta ona zarar verebilecek sivri, keskin köşeleri, riskli eşyaları düzenleyin. Zıplamasını engellemek yerine ona özel bir alan ayarlayın. – Alternatifler sunun; Akşam yemeğini hazırlarken sıcak tencereyi karıştıramaz belki ama masaya peçeteleri, kaşıkları götürebilir. Bardakla su içmek istediğinde plastik bardak yerine kalın ve dayanıklı bir bardak önerin. Siz nasıl içiyorsanız çocuğunuzda onu kullanmak isteyecektir.

– Hedefleri gelişime göre belirleyin; Tüm giysilerini kendi başına giyip çıkaramasa bile çoraplarını çıkarıp kirliye atmasına destek olun.

– Zaman ayırın; Ayakkabılarını kendi giymeye çalışırsa geç kalırız diye düşünmek yerine, hazırlanma süresini ona zaman ayıracak şekilde düzenleyin.

– Hataya hoşgörülü olun; Boyalar dökülür, oyuncaklar kırılır, eller kirlenir, terlikler ters giyilir, kelimeler yanlış söylenir… Herkes hata yapar. Çocuğunuzun hata yapmasına izin verirseniz kendine güveni gelişir. Eğer yanlış yapmaktan korkarsa denemekten de korkar. Ancak hayat boyu sadece en iyi olduğumuz yönlerimizle yaşarsak kendimizi geliştiremeyiz.

– Riskleri azaltın; Atıştırmalıklarını taşımaya çalışırken yerlere döküldüğünde yerler kirlendi/yiyecekler ziyan oldu diye üzülüyorsanız, yerlere daha kolay temizlenen bir halı yerleştirip çocuğunuzun taşıyacağı miktarı azaltıp derin bir kase kullanmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuklarınızı büyütürken arkalarına geçip onları itmeyin, önlerinden ilerleyip onları çekiştirmeyin. Yanlarında olup kişiliklerini, yeterliliklerini ve isteklerini keşfetme süreçlerinde onlara eşlik edin.
Her yaşam yaşayan tarafından deneyimlenmelidir.
Siz, çocuğunuzun gelişme yolundaki çabasına onu severek ve sayarak destek olun…

Yaşı kaç olursa olsun evlatlarımız bizim gözümüzde ‘’bebek’’ olarak kalsalar da, yaşam yolculuğunda sağlam bir karakterle ilerlemeleri için çocuklarımızın büyümelerine izin vermeliyiz.

 

Tuğçe Acaröz Oğuz

Çocuk Gelişimi Uzmanı

Facebook/ cocugunuzuanlamak

İnstagram/ tugceoguz

Yazar: admin