Konuk Yazarlar,  Sağlık

Koşmak için 10 sebep

Koşmak

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba…:)

Sürekli değişkenlik gösteren ve yoğun tempodan dolayı yazılarıma bir süreliğine ara vermek zorunda kalmıştım. Bu ayki yazımda aynı sebeplerden dolayı uzak kaldığım ve uzak kaldığım her anında da eksikliğini hissettiğim koşu ve koşunun hayatımızda aslında ne kadar önemli bir yerde olması gerektiği ile ilgili yazacağım.

Geçtiğimiz ay İstanbul Avrasya maratonu gerçekleşti ve her ne kadar koşmak için aylar öncesinden kayıt yaptırmış olsam da, o gün koşma fırsatım olmadı. Pek çok kişinin katıldığı ve adeta cümbüş havasında geçen İstanbul maratonu eminim ki her geçen sene daha fazla sporcuyu ağırlayacak daha fazla katılımcı toplayacak. Her geçen gün bu konuda bilinçlenen ve koşmayı hayatına sokan, hayatının bir parçası haline getiren insanların sayısı artıyor. Koşmayı sevmeyen, isteyip de başlayamayan, başlayıp devamını getiremeyen, süreklilik sağlayamayan ve bu durumdan şikayetçi olan pek çok kişi olduğuna eminim. O yüzden bugün hem biraz bu sebepler üzerinden giderek hem de koşmanın yararlarından bahsederek devam edeceğim yazıma.

Koşmak için 10 sebep
Koşmak için 10 sebep

 

Koşmak için 10 sebep (koşmayı sevmiyor olsanız bile)

  1. Koşmak gazınızı alır 🙂

Başka bir şey eklememe gerek var mı bilmiyorum ama ciddiyim. Eğer gaz ve hazımsızlık probleminiz var ve bundan yakınıyorsanız koşmayı deneyin derim…

  1. İstediğiniz an dilediğinizce her yerde koşabilirsiniz.

Eğer yoğun bir tempoya sahipseniz, her seferinde spor salonuna gitmek için fırsat bulamayabilirsiniz. Koşu ayakkabılarınızı ayağınıza geçirdiğiniz an koşmak için her yer sizindir. J

  1. Koşuyu yoğun programınıza uydurabilmek çok kolay.

Günümüzün en popüler problemi malum, zaman yetersizliği. Bu sıkışıklıkta en ufak arta kalan zamanı bile koşu yapmak ile değerlendirebiliriz. Ne kadar yoğun olursa olsun programımız, kendimize dürüst olalım, 20 dakikalık bir boşluğumuz mutlaka vardır.

  1. Koşu, dışarıya çıkmak ve kendinizi yenilemek için birebirdir.

Benim için de, koşmanın bu yönü en sevdiğim ve onu en tercih edilebilir kılan tarafı. Hele ki koştuğunuz yer deniz kenarı veya orman atmosferiyse, o oksijeni bol tertemiz havayı ciğerlere çekmek, yeşilin mavinin tadını çıkarmak, ormandan gelen serinliği hissetmek, çiseleyen yağmur damlacıklarını yüzünüzde duymak gibisi yok. Aslında şartlar ne olursa olsun fark etmez, -şartlar çok kötü ve berbat olmadığı sürece- dış mekanda geçirdiğiniz vakit sizi fitness merkezinde harcayacağınız terli ve performanslı bir aktiviteye nazaran daha olumlu etkiler. Hayat verir ve kendinizi çok daha canlı hissetmenizi sağlar. O nedenle ben de eğer o günümü kapalı mekanda hapsolmuş bir şekilde geçirmişsem, bir diğer deyişle gün yüzü görmediysem J, dışarda koşmak benim ilk tercih edeceğim idman çeşidi olur.

  1. Yalnız da koşabilirsiniz, grupça da…

Çalışıyorum, ikinci bir üniversitede öğrenimimi sürdürüyorum yani öğrenciyim, bir yandan gönüllüyüm, bir yandan özel hayatıma ve aileme karşı sorumluluklarım var ve bunların dengeli bir şekilde yürüyebilmesi için çaba harcıyorum… Yani, demek istediğim pek çoğumuz hayatında günlük sıradan aktivitelerinde beklentilere cevap verme, istekleri karşılayabilme derdindeyiz. Bunun bir yük olduğunu söylemek yanlış olur, bu hayatın zaten ta kendisi ancak her insanın bu tempoyu randımanlı götürebilmesi ve bir yerden patlak vermemesi için mola vermeye ihtiyacı vardır. Bu nedenle egzersiz zamanını “ben” zamanı olarak adlandırıyorum. Kendime biraz ilgi gösterebilmek için ayırdığım zaman dilimi. Hayatımdaki ben haricindeki insanlara daha nitelikli ve dolu vakit ayırabilmek için…

Koşmak beni “kapsam dışı” bırakıyor. Gerçekten ve özgün olarak kendi düşüncelerinizle baş başa kalabilmek… O yüzden “koşmak” benim için bir hazine gibidir.

Bir başka yönden ele alacak olursak, koşmak tek başına yapılacak bir aktivite olmak zorunda da değildir. Arkadaşlarınızla veya tanımadığınız bir grupla sosyal bir amaç uğruna bir araya gelebilmek için de koşu oldukça elverişlidir. Son yıllarda sosyal sorumluluk projeleri kapsamında koşmak ve bu vesileyle bir araya gelmiş koşu gruplarına katılmak oldukça popüler hale geldi. Bir amaç için koşmak isterseniz veya sosyalleşmek ve fit arkadaşlıklar kurmak için de pek çok koşu grubu bulunmaktadır… Sosyal medyada da oldukça aktif olan ve üyelerini artırmayı hedefleyen bu koşu gruplarından siz de size en çok hitap edeniyle iletişime geçip, gruba katılabilirsiniz. Hepsinin oldukça misafirperver olacağından şüphem yok.

  1. Koşmak sizi fiziksel olarak forma sokar, diğer yapmak istediğiniz spor aktivitelerinden daha çok verim almanızı sağlar.

Doğa yürüyüşleri, dans, fitness, zumba… hepsi kısacık sürelerde yaptığınız koşular sayesinde daha verimli, daha performans alacağınız hale gelir. Emin olun etkisini göreceksiniz. Ben koşularımda, vücudumun dayanıklılığımı arttırmak için düz koşumun içerisine intervallerimi (nabzımı arttıracak kadar 30 sn’lik hızlı koşular) de ekliyorum. Siz de kendi vücudunuz ve direncinizi ölçerek, bu tarz değişikliklerle hareketlendirebilirsiniz koşu antrenmanlarınızı.

  1. Koşarken düşünmek zorunda değilsiniz ama bir takım yaratıcı fikirler üretmeniz kuvvetle muhtemeldir.

Koşmak için uygun zaman var mı, yok mu diye düşünmenize gerek yoktur, herhangi tekrar sayısını aklınızda tutmanıza gerek yoktur, herhangi bir düzen olmadığı için plan yapmanıza gerek yoktur. Oldukça rutin bir süreçtir aslında koşmak, oldukça ritmik…

Hepimizin hiçbir fikri ne kadar küçük ve önemsiz olursa olsun düşünmek istemeyeceği anları, dönemleri, günleri vardır. Koşmak o anların en büyük yardımcısı ve eşlik edenidir. Otomatik-pilota bağlayıp vücudunuzla birlikte beyninizin de yenilenmesini, canlanmasını ve o ağırlığını yorgunluğunu atmasını sağlar. Çelişkili bir şekilde, koşmanın bu özelliği, yaratıcı fikirlerin beyninize akın etmesini sağlayacaktır… Yaratıcı fikirler çeşmesi altında duş alırmışçasına J

Çünkü beynimiz özgürken, yapışkan ve bir türlü kurtulamadığımız problemlere çözümler üretebilecek kapasitededir. Zorlayarak çözüm bulmaya çalışmak ikilemlere bir açıklık ve cevap getirmediyse, kısa bir koşu bazen hiç ummadığımız halde kilit için uygun anahtarı bize sunabilir. Evinizden düğümlenmiş bir sorunlar yumağı ile çıkmışken, koşudan sonra pek çok ihtimal ve seçenek ile evinize dönebilirsiniz. Kim böyle bir sihirli dokunuşu istemez ki hayatında.

  1. Koşmak sizi iyi bir arkadaş grubuna dahil eder.

Bazı yakın saygın dostlarım, iş arkadaşlarım, spor danışmanlarım koşmayı benim gibi gerçekten severken, bazıları ise koştukları halde açık açık aslında koşmayı fazla sevmediklerini ama bunu yapmayı yani koşmayı “tercih ettiklerini” ve hayatlarının bir parçası haline getirdiklerini kabul ediyorlar. Hmmm… İlginç… O halde sevmiyorsanız neden koşuyorsunuz diye sormak en doğal hakkımız diye düşünüyorum… Burada ufak bir mesaj olmalı aslında.

İşin aslı şu ki, eğer hepimiz sadece sevdiğimiz veya iyi olduğumuz egzersiz ve idman çeşitlerini yaparsak, vücudumuzun formunu yapılandıramaz ve sağlıklı bir şekilde geliştiremeyiz. Farklı egzersiz çeşitlerini bir araya getirmek ve onlara adapte olmayı da amaç edinmek, sağlığımızı korumak ve sürekliliğini sağlamak açısından yapabileceğimiz en iyi uygulamadır.

  1. Koşmak sizi alçakgönüllü yapar.

Bu size biraz garip gelebilir ancak eğer koşuda kendinizi iyi bulmuyorsanız ve bunu kabul edip, koşmak için uğraşıyorsanız, bu çabalayarak bir şeyler elde etmenin ne kadar değerli olduğunu hissettirecektir size.

  1. Koşmak, minnettarlık duygusunu hatırlatır.

Çok değil, birkaç hafta kadar önce sahilde deniz kenarında koşumu yaparken, bir araya gelmiş engellilerden oluşan orta yaşlı ve yaşlı olarak sınıflandırabileceğim egzersiz yapmakta olan bir grupla karşılaştım. Grubun özelliği, her bir tanesinin engelli olmasıydı. Her iddiaya varım ki, ne günün o saatinde orada olmak için süper motive durumdaydılar, ne de idmanlarında harikulade bir performans sergileyeceklerinden emin değillerdi. Buna rağmen oradaydılar, bir araya gelmişlerdi ve yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalışıyorlardı. Her bir tanesi…

Bacaklarımız hızlı olmayabilir, çok iyi performans göstermiyor veya istediğimiz formda olmayabilirler ancak bizi her gün günlük işlerimizi yoluna sokabilmek ve hayatımızı sürdürebilmemiz için taşıyorlar. Ciğerlerimiz hızlı koşmak için yeterli olmayabilir ama her gün nefes almamız için çalışıyorlar, kalbimiz en güçlü kalp olmayabilir ancak hiç yorulmadan atmaya devam ediyor. O yüzden vücudumuz bizim için bunca değerli görevi yerine getirirken bunun farkında olabilmek minnettarlık duygusunun en saf halidir…

 

Melis Durası

m.durasi@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.