Röportaj

Ralli Pilotu Menderes Okur Röportajı

Ünlü ralli pilotu Menderes Okur ile yaptığımız röportaj;

Klasik bir giriş yapalım önce, ralli macerası ne zaman başladı? Ailede destek ya da köstek olan oldu mu🙂?
Otomobil sevgisi bende daha minicik bir çocukken vardı. Aklım daha bir şeye ermezken her çocuğa sorulan klasik soruya “büyüyünce Mercedes fabrikası kuracağım” diye cevap verirmişim. Tabii ki böyle bir şey mümkün olamazdı, ama bu benim otomobillere karşı olan ilgi ve sevgimin göstergesiydi. Büyüdükçe ve gençlik yıllarımda da bu durum artarak devam etti. Otomobil sevdası belli bir mertebeden sonra genellikle otomobil sporları ilgisine de dönüşür. Benimki de böyle oldu ve daha 12-13 yaşlarındayken, o zaman Türkiye’de mevcut olan bir-iki dergi ve Start isimli TV programının müdavimi olmuştum. 16 yaşıma geldiğimde artık kendi imkanlarımla gidebildiğim yerlere ulaşıp yarışları yerinde izlemeye başlamıştım. Birçok otomobil sporu disiplini içerisinde benim tercihim “ralli”ye kaydı. Çünkü ralli diğerlerinden daha zor, daha heyecanlı ve birbirini takip eden zincir halkaları gibi bir süreç olmakla beraber diğer otomobil sporlarından çok daha fazla değişkene sahipti; örneğin bir pist yarışında aynı virajları onlarca defa dönüyorsunuz, ama rallide sürekli değişken şartlarda binlerce farklı viraj dönüyorsunuz, farklı zeminlerde ilerliyorsunuz. Ailemde otomobillere ve hızlı otomobil kullanmaya yatkın çok kişi vardı, babam, amcalarım.. Hepsi benim gençlik yıllarımdan beri bu işle çok ilgili olduğumu biliyorlardı, ama yarıştığımı çok sonra öğrendiler, ben engel olma ihtimallerine karşılık kimseye bir şey söylemedim başlarken 🙂 ilk öğrendiklerinde köstek olduklarını söyleyemem ama fiili bir destekleri de olmadı aslına bakarsak, ama şu anda takip ediyor ve yarışlardan sonra yorumlarda bulunuyorlar.

Dünyada çok popüler bir spor dalı aslında. Sponsorlar da önemli rol oynuyor tabi, Türkiye’de durum nasıl? Sponsor bulmakta zorlanıyor musun?
Motor sporları dünyada ülkemizde olduğundan çok daha fazla popüler, hatta bir meslek olarak kabul görmüş durumda. Hayatını bu işle uğraşarak idame ettiren pilot ve kopilotlar olduğu gibi, bu iş aslında bir takım işi olduğundan bir otomobilin yarışıyor olması için çaba sarf eden, emek veren onlarca kişi daha meslek olarak motor sporlarından geçimini sağlıyor. Bazı parlak ve başarılı isimler ise bizim hayal bile edemeyeceğimiz gelirleri kazanıyorlar bu işten. 18 yaşıma geldiğimde yakın zamanda günün birinde Dünya Ralli Şampiyonası kovalayabilecek bir pilot olduğumu düşünmeye başlamıştım, ancak ne var ki bunlar bizim ülkemizin ve kişisel imkanlarımızın çerçevesinde tam bir hayal idi.

Mika Hakinen bir röportajında baba olduktan sonra aracı kullanmadaki cesaretinde biraz azalma olduğunu kimi hareketleri artık gözü kara yapamadığını söylemişti, sende de böyle bir durum oldu mu?
Yarışmaya çok hevesli ve istekli olmama rağmen bunu genç yaşlarda başaramadım. Bu işi yapabilmek için iki şeye “aynı zamanda” sahip olmak gerekiyor; “para ve zaman”. Üniversite yıllarımda ralliden daha basit birkaç yarış aktivitesinde start aldım, ancak çok yoğun olan iş tempomdan dolayı gerçek anlamda yarışmaya ancak 2005 yılında 5 yaşındaki oğlum Emir varken başlayabildim. Bugün de Emir ve Erem adında iki oğlumun varlığı haricinde, başkaca birçok sorumluluğu daha taşıyor olmanın elbette ki cesaret konusunda insanı sınırlandırıyor olması yüksek ihtimaldir, bu konuda Hakinen’in söylediği çok mantıklı. Fakat ben diğer halini yaşamadığım için Hakinen’in bu yorumuyla kendimi kıyaslama olasılığına sahip olamadım.

Menderes gelelim uzmanlık sorusuna, babasın, ralli var, iş hayatı vs. Babalık bunlar arasında kaçıncı sırada gelir?
Geçim ve gelecek kaygıları sebebiyle, hele ki de belli bir standart peşinde koşuyorsanız iş hayatı maalesef ki en fazla zaman ayırmanız gereken öncelikli konu haline geliyor. Ralli benim için her ne kadar bir hobi olsa da dışarıdan görülenin çok daha fazla üzerinde disiplin gerektiren bir spor dalı olduğundan ve beraberinde sizinle birlikte bir ekip çalışması da gerektiğinden bu işi yaparken de esnek olmayan belirli bir zaman aralığında vakit ayırmanız gerekiyor. Elbette bunların dışında babalık özde her zaman ilk sırada geliyor, ama zamanı bölerek ayırmak zorunda kalıyorsunuz bu koşuşturma içerisinde…

Bebeklik dönemlerinde eşine ne gibi yardımın oldu? Açalım soruyu, bebekleri besledin mi? Bez değiştirdin mi mesela? Yapmadıysan neden?
İkinci oğlum Erem’de çok fazla değil belki, ama ilk oğlum Emir’in bebekliğinde oldukça yardımım olmuştur. Çok kereler besleyip uyuttum, bezini de değiştirdim.

Ralli aslında az da olsa tehlikeli sayılabilecek bir spor dalı, sonuçta motorlu sporlardan. Emir’in de senin yolundan ilerliyor olması sende endişe yaratıyor mu yoksa destekliyor musun onu?
Ralli diğer birçok motor sporunda olduğu gibi elbette kaza riski yüksek olan bir spor. Ancak kaza riski yüksek olmakla beraber yaralanma ihtimali alınan emniyet tedbirleri sebebiyle çok düşük. Bir ralli otomobilinin içerisinde roll-cage tabir edilen çelik borulardan oluşan özel dizayn edilmiş bir güvenlik kafesi mevcuttur. Kasayı güçlendiren diğer takviyeler de mevcut. Bunların dışında özel yarış koltukları, 6 noktadan bağlı emniyet kemerleri, otomatik yangın söndürme tertibatı, koruyucu yarış giysileri gibi birçok güvenlik ekipmanı daha size yarış anında otomobilin içinde eşlik ediyor.
Diğer yandan insanın kan bağı olan birini dışarıdan izlemesi gene de kolay değil. Emir iki yıldır karting yapıyor. Onu izlerken bazen gerçekten kalp atışlarımın hızlandığını hissediyorum. Karting otomobil sporuna başlangıç noktası ve bu işin ilk okulu, dünyada başarılı olan birçok otomobil yarışçısı bu disiplinden başlıyor. Ben de Emir’in ilerleyen dönemde bu işi sevmesini ve devam ettirmesini çok isterim, bu anlamda ona elimden gelen maddi manevi desteği vermekten kaçınmıyorum. Ama eğer Emir olmasa bile inanıyorum ki Erem gelecekte bu işe çok gönüllü olacak. Abisinin yarışlarını izlemeye gittiğimizdeki heyecanı ve istekliliği görülmeye değer.

Biraz ev hayatına gelelim, evde nasıl bir babasın?
Evde belki on numara bir baba değilim ama çocuklarla oyun oynamak, bazen ödevlerine yardımcı olmak, birlikte televizyon izlemek, onlara hayat görüşü katmaya çalışmak evdeki ana paylaşımlarımız sayılabilir. Bizim çok yakın bir iletişimimiz vardır. Ten teması önemlidir, hep yanak yanağa oluruz evde.

Dışarıda neler yaparsın oğullarınla beraber? Rallicilik dışında:)?
Biz dışarıdayken genellikle birlikte yemek yeriz, sinemaya gideriz. Alışveriş yaparız. Bazen eğlence merkezlerine gider oyun oynarız. Olmazsa olmazımız; bir oyuncakçıya gitmek olur Aynı anda ikisiyle ayrı ayrı uğraşmak zor olsa da gün sonunda hep beraber tatlı bir yorgunluk yaşarız.

Bebeklik, okul derken zaman ilerliyor onlar için bir gelecek planın var mı?
Zaman çabuk geçiyor ve büyüyorlar. Biraz önce bahsettiğim geçim ve gelecek kaygıları sebebiyle iş konusunun ön plana geçmesinin bir sebebi de onlara gelecekte maddi bir takım imkanlar ayarlayabilmek için zaten. Emir yaş itibarıyla biraz hayal dünyasında şimdilik, bir gün zoolog, bir gün futbolcu, bir gün avukat olacağını söylüyor. Erem çok küçük olduğu için onun henüz böyle planları yok. Her ikisi için de zamanı geldiğinde elimden gelen her türlü desteği verip onların kabiliyetleri, algıları, arzuları doğrultusunda doğru yönlendirmeleri yapacağım elbette. Dolayısıyla onlar için şimdiden planlanmış bir gelecek yok, ama gelecekleri için çalıştığım kolaylıklar var.

2011’de katılmayı planladığın yarışlar neler?
2010 Türkiye Rallisi Sampiyonasını kopilotum Aras’la birlikte üçüncü olarak kapattık. Yılın son haftasonunda İstanbul Ralli Şampiyonası tamamlanacak, orada da amacımız son yarışı kazanarak şampiyon olabilmek. 2011’de tüm sezon Türkiye Ralli Şampiyonası kovalamaya devam edeceğiz. Arada önümüze çıkan bazı mahalli yarışlara da katılabiliriz. Bu arada sizleri de yarış izlemeye bekleriz.

Zaman ayırdığın için teşekkürler.
Bu güzel söyleşiye imkan verdiğin için ben teşekkür ederim.

Son ayları sorunlu geçen hamileliğimiz, hamileliğin son 1,5 ayını hastanede geçirmemiz ve 34 haftalık 2240 gr olarak kucağımıza aldığımız küçük mucizemiz Nazlı’mız. Bu süreçte çok okudum bir çok konu araştırdım, baktım ki etrafta herşey annelere, babalara o kadar az şey varki. Ve biradambirbebek.com ‘u açmaya karar verdim. Bu bir blog, internet camiasındaki ilk ve tek bir baba tarafından açılmış blog değil ancak bir günlükten ziyade çok fazla doğru bilgi de içermesine çalıştığım bir blog. İstiyorum ki bu babalar için bir rehber olsun. Hislerimizi ve bilgilerimizi paylaşalım. Her şey anneler için etrafta, burası sadece babalar için. Dedik ya burası baba blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.