OKUL OLGUNLUĞU VE 1. SINIFA HAZIR OLMAK

İlkokula başlayacak çocukları olan anne babaların genelde en büyük endişeleri çocuklarının ilkokula başlamaya bedensel ve zihinsel olarak hazır olup olmadığı ve bu alanlarda okula uyum sağlamada bir zorluk yaşayıp yaşamayacağı ile ilgilidir. Ancak düşünülenin aksine okula hazır olmak çocuğun sadece bedensel ve zihinsel açıdan yeterli becerilere ve özelliklere sahip olmasını değil, aynı zamanda çocuğun psikolojik olgunluk seviyesinin de yeterince gelişmiş olmasını gerektirmektedir.

 

İlkokula başlayacak bir öğrencinin psikolojik açıdan ebeveyne bağımlı olmadan kendini rahat bir şekilde ifade edebilmesi, yeterli özgüvene sahip olması, kendi başına hareket edebilmesi, sorumluluk alabilmesi ve sevgiyi, ilgiyi paylaşabilecek olgunluğa ulaşması onun sosyal ortamlarda çıkabilecek problemlerle daha iyi baş edebilmesini, yaşıtları ile daha rahat ilişkiler kurabilmesini ve bu ilişkileri sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesini sağlayacaktır.

 

Psikolojik olgunluğun yanında zihinsel olarak öğrencinin sayı, renk, şekil ve yer bildiren kavramları bilmesi, bunları doğru yerde kullanabilmesi, yeterli kelime hazinesine sahip olması, olayları bir düzen içinde anlatabilmesi, yorum yapabilmesi ve düzgün cümle kurabilmesi onun akademik çalışmalarda zorluk yaşamamasına ve kendini sınıf içerisinde geri çekmemesine neden olacaktır.

 

Öğrencinin kalem tutma, bilek hâkimiyeti gibi el becerisinin ve bedensel koordinasyon becerisinin yaşının gerektirdiği seviyede olması onun hem masa başında hem de harekete dayalı derslerde yapılan etkinliklerde zaman açısından sınıfın gerisinde kalmamasını sağlayacaktır.

 

Günümüzde öğrencilerin pek çoğu daha önce anasınıfına gittiği için okul fikri aslında onlara çok da yabancı değildir. Yıl içerisindeki anasınıfı deneyimleri ilkokul hayatında yaşayacakları deneyimlere onları zaten hazırlamakta. Çocuklar okula ne kadar hazırlık yapsa da anasınıfı ve ilkokul arasında ders ve teneffüs saatlerine uyma, masa başında yapılan etkinliklerin artması gibi farklılıklar onlar için yeni bir deneyim olacaktır. Bu farklılıklar onlara, ne pembe bir tablo çizilerek ne de çocuğu korkutarak anlatılmalıdır.

 

Okulun ilk zamanları oldukça önemlidir çünkü ilk alışkanlıklar ve algılar ne kadar doğru oturursa, çocukların da akademik yaşantısı o derece etkilenir. Bazı öğrenciler okula kolay bir şekilde alışırken, bazıları ise alışmakta biraz güçlük çekebilir. Çocuğun evden mutlu ve huzurlu ayrılması önemlidir aksi halde aklı evde kalacaktır. Okul alışverişine çocukla birlikte gitmek, kalem, silgi, önlük, defter gibi eşyaları birlikte seçmek ve onları nasıl koruması gerektiği konusunda sohbet etmek onun okula daha rahat ısınmasını ve sorumluluk almasını sağlayacaktır.  Bazen çocuklar güven hissettikleri halde ağlayarak velisinin sınıfta beklemesini isteyebilirler. Böyle bir durumda velinin kararlı davranarak, çocuğa açıklama yaptıktan sonra sınıftan ayrılması çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracaktır.

 

Anne babaların bir kısmı ilkokula başlamadan önceki yaz tatilinde veya okulun ilk günlerinde çocuğun okulda rahat edeceğini düşünerek onlara kendi bildikleri yöntemleri kullanarak okuma-yazma öğretmeye çalışabilmekteler. Ancak unutulmamalıdır ki zamanından önce farklı metotlarla okuma-yazma öğretmeye kalkışmak çocuğa yarardan çok zarar getirecektir. Öğrenci için öğrenilmiş yanlış bir metodu düzeltmeye çalışmak, bir bilgiyi ilk defa öğrenmeye göre çok daha zor olacaktır, bu da çocuğa sınıfta üstünlük değil, zorluk getirecektir. Zaten anasınıfında yapılan tüm çalışmalar öğrencileri ilkokula hazırlamaya yönelik olarak yapılmaktadır. İlkokul öğretmeni de sene içerisinde kendi plan ve metotları doğrultusunda öğrencilerini de velilerini de öğrenme açısından adım adım yönlendirecektir.

 

Anne babaların kafalarındaki bir diğer soru da çocukların ilkokulda ödev yapma alışkanlığı kazanması ile ilgilidir. Okulun başlaması ile birlikte çocuğun uzun sürede tamamladığı ve kendi başına yapmakta zorlandığı yemek yemek, hazırlanmak, giyinmek, tuvalet temizliği yapmak ve yıkanmak gibi işleri onun için yapmak yerine ona biraz zaman tanıyıp kendi başarmasını sağlamak onun özgüvenini ve becerilerini geliştirecektir. Okulun başlaması ile birlikte evde de günlük yaşantısında çocuğa odasını, oyuncaklarını toplama ve evdeki basit işlere yardımcı olma gibi sorumluluklar vermeye dikkat edilmelidir, bu durum onların ilkokulda ödev sorumluluğuna da adapte olmalarını sağlayacaktır.

 

Aslında ilkokula başlayan tüm çocukların istediği tek şey kendilerini güvende hissetmektir. Bu okula daha keyifli gelmelerini sağlar. Çocuk için bu güven hissini sağlayan tek yerin okul olmadığı, anne baba tutumlarının ve çocuğun o güne kadar aldığı eğitimin de bu konuda etkili olduğu unutulmamalıdır.

 

Klinik Psikolog

S. Gözde APA

Yazar: admin

1 thought on “OKUL OLGUNLUĞU VE 1. SINIFA HAZIR OLMAK

    Coşkun hoca

    (07 Aralık 2014 - 19:59)

    Çocukların ilkokulda ödev yapma alışkanlığı kazanması çok önemli, aksi halde ilerleyen yıllarda eğitime dair büyük sıkıntılar oluşabiliyor. Önemli kayda değer bir yazı..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir