Genel

Pipimin acısından kaybettiğim meşeler!

Yağ satarım bal satarım,
Ustam ölmüş ben satarım,
Alacağına vereceğine,
bir kaşık ayran, yarın sabah bayram,
Zambak zumbak dön arkana iyi bak…

Benim yaşıtlarımın çoğu benim gibi sokakta büyümüştür. Ve bence sokakta büyüyen son nesiliz biz. Eskiden sabahçı, öğlenci kavramı vardı okulda. Öğlenci isem okula gitme saatine kadar, sabahçı isem de okul dönüşü hemen sokakta alırdım soluğu. Meşe, dokuztaş, saklambaç kızlarla ip atlama, yakan top yada elimizde tüftüf…

Hala gözlerimin önünde o anların çoğu, tüftüfle bakkal hüseyin amcanın poşetlerini delmemiz, kızlarla ip atlarken sekizlerde çift ayak basamamam ya da sünnet olduğum gün soluğu sokakta alıp pipimin acısından tam eğilemediğimden dolayı pipi acısını bastıran o hafta kaybettiğim 60 meşenin acısı. (İstanbul’da bilye yada misket).

Kutu kutu pense elmamı yerse
Arkadaşım Nazlı arkasını dönse

Şambalici amca gelirdi saat 4 gibi akşam üstü, oyuna ara verilir, dokuz taşın kiremitlerinin ele verdiği turunculuk bahçede yıkanır ve şambaliler yenmeye başlar, sonra tekrar oyuna.

Az balık yakaladım diye 2 sokak ilerideki arsanın su biriken kısımlarından kurbağa larvası getirmedim eve. Sonra balıkların kafalarının altından ayaklar çıkmaya başlayınca doğru su birikintisine geri…

Dartçı Selim gelir 5 gibi, 30’u tutturdun mu elmalı şekeri kazandın. Kazanılan elma şekerleri doğru posta kutusuna saklanır, akşam eve çıkarken oradan alınır. Yangıneri apartmanı kat 4 daire 9.

Şöyle sıralayayım mı aklımda kalan o oyunları,

Saklambaç: En uzun sıkılmadan oynanan oyunların başında. Mahalle büyük, her evin kocaman bahçesi var. Dolayısıyla saklanacak alan çok.

Meşe: İzmir’de bilye yada misket dediğiniz şeye meşe denir. İşte benim için en zevkli oyundu meşe oynamak. Önce meşeleri tanıyalım;

Eldelik: Oyun içinde aktif kullandığınız meşenin adıdır.

Gode: Normal meşelerin neredeyse iki katı büyüklüğünde olan meşelere denir.

Kemik: Beyaz renkli olan meşenin ismidir.

Aynalı: Parlak çoğu zaman mor renkte olan meşenin adıdır.

Oyunlara göre meşelerin dizilişleri var baş, başaltı yada diziliş yönüne göre dağ, deniz gibi. Kuyu, şap, üçgen, sıralı gibi de oyun isimleri…bak toplayıp arkadaşları oynayasım geldi şimdi. Çoğu tişörtümün göbek yeri delinirdi ilk haftasında, meşeleri tişörtün yakasından içeri atıp orada saklardım çünkü.

Dokuz taş: Adı üstünde dokuz tene yassı taş ya da kiremit üst üste konur. İki gruba ayrılan ekipten birisi belirli bir mesafeden top ile taşları devirmeye çalışır. Taşlar devrildikten sonra diğer grup taşları tekrar üst üste dizmeye çalışırken ikinci grupta top ile onları vurmaya çalışır.

İstop: İsmi her ne kadar ingilizce “Stop” tan gelmesede oyun aslında durma ve vurulma üzerine. 5-6 kişi bir küçük yuvarlak oluşturur, top elinde olan kişi topu havaya gruptakilerden birisinin ismini söyleyerek atar. İsmi söylenen kişi topu yakalar ve başka birisinin ismini söyleyerek tekrar havaya atar, eğer ismi söylenen kişi topu havada yakalayamaz ve yere düştükten sonra yakalarsa etrafa kaçan kişiler top tutulduğu anda durur ve ebe olan kişi topu fırlatarak birisini vurmaya çalışır.

Yakantop ya da Yakartop: Bu oyun ideal ikişerli gruptan 4 kişi ile oynanır. İki kişi ortaya geçer ve diğer iki kişi topu birbirine atarak ortadakileri vurmaya çalışır. Eğer top havada yakalanırsa 1 can kazanılır ve bir vurulmada ölmemenizi sağlar.

İp atlama, seksek, tüfütüf… daha bir sürü var aslında.

Şimdi gelelim ana fikre, eski zamanlar ne güzeldi klişesi gelmeyecek merak etmeyin. Şimdiki teknoloji, yok çoklu zekaya yönelik oyunlar, yok beynin sağ solunu çalıştıran farklı aktiviteler iyi hoş tabiki de bizde geri zekalı olmadık hani meşe oynadık diye değil mi?  Zaman ilerledikçe ilerleyen zamana ve onun getirdiklerine adapte olmak kaçınılmaz. Ama sokakta toprağa değerek oyun oynamak daha güzeldi sanki tablette sapanla kuş vurmaktan.

Sokakta büyüyen son neslin çocuklarına…

Son ayları sorunlu geçen hamileliğimiz, hamileliğin son 1,5 ayını hastanede geçirmemiz ve 34 haftalık 2240 gr olarak kucağımıza aldığımız küçük mucizemiz Nazlı’mız. Bu süreçte çok okudum bir çok konu araştırdım, baktım ki etrafta herşey annelere, babalara o kadar az şey varki. Ve biradambirbebek.com ‘u açmaya karar verdim. Bu bir blog, internet camiasındaki ilk ve tek bir baba tarafından açılmış blog değil ancak bir günlükten ziyade çok fazla doğru bilgi de içermesine çalıştığım bir blog. İstiyorum ki bu babalar için bir rehber olsun. Hislerimizi ve bilgilerimizi paylaşalım. Her şey anneler için etrafta, burası sadece babalar için. Dedik ya burası baba blog

5 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.