Genel,  Röportaj

Röportaj Uzm.Dr.Pınar Dayanıklı:ATEŞİ DÜŞÜRMEK MARİFET DEĞİL!!!

Çocuğunuzun grip mi nezle mi olduğunu nasıl ayırt edersiniz? Gribe yakalanan çocuğa hemen ilaç verilmeli mi? Ateş yükselmesi neyin belirtisidir?

 

Soğuk ve kuru havanın grip virüsünün yaşama süresini uzattığı, soğuktan dolayı sığındığımız kapalı ortamların da bulaşma olasılığını arttırdığı göz önüne alınırsa, çocukların gripten kaçışı yok gibi kış aylarında. Madem kaçamıyoruz, peki nasıl kurtulacağız? Tedavide neler değişti, ilaçların rolü ne oldu?

 

Anne babaların merak ettiği, bilse de bir türlü emin olamadığı birçok soru ile birlikte soluğu Türkiye’nin İlk ‘ Yalnızca Çocuklara Özel Kliniği’ KLİNİLK‘te aldım. KLİNİLK‘in kurucu ortaklarından Uzman Doktor Pınar Dayanıklı ile çocuk dostu, dinamik ve ışık dolu ofisinde önce kendisini tanıma, daha sonra da tüm sorularıma yürekten cevap alma fırsatı buldum.

 

Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra İstanbul Tıp Fakültesinde 6 senesini bitiren Uzm.Dr. Pınar Dayanıklı, 3 sene de Harvard Üniversitesi Eğitim Hastanesi’nde pediatri eğitimini tamamlamış. Bu da yetmemiş, California Üniversitesi’nde Neonatoloji (Yeni Doğan) Bölümü’nde üst ihtisasını bitirmiş. Amerikan Hastanesi’nde Pediatri Departman Direktörlüğü yaptıktan sonra, 2007 yılında Türkiye’nin ilk çocuklara özel kliniği KLİNİLK‘in kurucu ortaklarından biri olarak biz ebeveynleri yönlendiremeye, çocuklarımızı iyileştirmeye devam ediyor Uzm.Dr. Pınar Dayanıklı.

 

– Kış aylarının vazgeçilmezleri, grip ve nezle…Nedir birbirlerinden farkı?

 

Grip de nezle de solunum yolları enfeksiyonlarıdır. Grip dediğimiz  zaman özellikle belli bir virüsün yarattığı hastalıktan bahsediyoruz, o da ‘influenza’ virüsü. Çocukların kışın yakalandığı solunum yolu hastalıklarının hastalıklarının %90’ına sebep, virüslerdir. İnfluenza, burun akması ve boğaz ağrısı yapabildiği gibi; kişiyi nezleye göre çok daha kötü hissettirir. Ateş yapabiliyor, baş ağrısı, beraberinde mide ve bağırsak ile ilgili şikayetler baş gösterebiliyor. 1-2 günde değil, bazen 1 hafta 10 güne yayılarak iyileşen bir hastalık haline dönüşebiliyor. Nezle ise, burun içinin şişmesi, genize akan salgıların çocuğu öksürtmesi, gözlerin yaşarması, bazen de östaki borusunun işlevini bozarak  kulak tıkanıklığı ya da su toplamasıyla giden tablodur. Kışın havanın soğuması ve insanların beraber daha fazla kapalı mekanlarda vakit geçirmeleri değişik virüslerin etrafta cirit atmasına sebep oluyor.

 

Kapalı mekanlarda içilen sigara solunum yolunun direncini çok olumsuz yönde etkiliyor.

 

Nezle ve grip virüsleri birbirinden farklı olduğu gibi, tablo da bambaşka. Nezle yatak döşek olmadan, bol mendil tüketilerek ayakta geçirilirken; grip çocuğu şiddetli bir hastalık haline sokabilir.

 

– O halde ‘Çocuğumun nezlesi gribe dönüştü!’ diye birşey yok?

 

Hayır, nezleye etken olan virüsün yapabilecekleri kısıtlıdır. Nezle, burundan giren virüsün etkisiyle burun akıntısı ve ödemine neden olur. İlerlediğinde sinüzite, ya da orta kulak enfeksiyonuna dönüşebilir. Altta yatan allerji, solunum yolu duyarlılığı gibi durumlarda astım ataklarını tetikleyebilir.  Gribe sebep olan influenza virüsünün nezle virüsü ile bir bağlantısı olmadığından, aslında nezle sandığımız tabloyu başlatan şey grip virüsüdür. Sadece yanlış değerlendirilip nezle zannedilir. Grip ilerlerse bronşit, zatürre gibi ciddi hastalıklara dönüşebilir. Zatürrelerin çoğu bakteri mikrobu ile değil, virüs yolu ile oluşur.

 

 

– Hastalık ateş ile birleştiğinde 3 gün beklenmesi önerilir. Neden?

 

3 gün bekleme çocuğun yaşına ve haline göre karar verilmesi gereken bir durum. Ateş çok çok sıradışı durumlar dışında kendi başına çıkmaz. Biz neden bekletiriz? Eğer çocuğun genel hali iyi ise, yemeden içmeden kesilmediyse, yataklara düşmediyse, etrafta dolanıyorsa  2-3 gün geçirmesi bizim belirtileri görmemiz için fırsat tanıyor. Çünkü peşinden boğaz veya kulak ağrısı, ishal veya döküntü gibi rahatsızlıklar gelebiliyor ve bunlar hemen ateşin çıktığı gün gerçekleşemeyebiliyor. Tablo bu zaman zarfında tamamlanıyor. Bazen de 2-3 günlük süreçte hiçbir şey olmuyor. Duruma göre biz yine çocuğun boğazından kültür alarak, bakterilerin yarattığı bir anjin olup olmadığını ya da  kulağına bakarak orta kulak iltihabı varlığını tanıyabiliriz.  Durumun ağırlaşması veya hafifleşmesine göre doğru ilacı vermek adına beklemeyi tercih ediyoruz. Bekleme süreci genel durum ve yaş ile alakalıdır. 2 aylık bir bebekte ateş olduğunda mutlaka hemen görmek isteriz. Bebeklerde ancak kan ve idrar tahlilleriyle tanı koyabileceğimiz genel enfeksiyonlar olabilir. Bebek ne kadar küçükse, hastalığın yayılma hızı o kadar fazladır. Bebek büyüdükçe hem biz doktorlar, hem de aileler ateşe daha rahat yaklaşmaya başlarlar. Genel durum değerlendirmesi daha kolay yapılır. Çocuk sıkıntısını anlatabilmeye başlar.

 

– Ateşi ne zaman önemsemeli?

 

Ateş korkulacak birşey değildir. Vücudun enfeksiyona karşı verdiği bir yanıttır. Çocukların ateşe direnci de farklı oluyor. Çok yüksek ateşle koşup oynayan olabildiği gibi, 37.5 derece ateşle kusan, iştahı giden çocuklar olabiliyor. Bu yüzden genel durum değerlendirmesi bizim için önemli. Çocuğunuz her zamanki halinde değilse, doktora gitmesi önemli. Çocuğunu tanıyan bir anne, onu bizlerden çok daha iyi gözlemleyebileceği için, farkı hemen anlayacaktır. 3 günü aşan ateşli bir durum ve bariz bir sebep yoksa  yine doktora görünmek şart. Bazen idrar yolu enfeksiyonu olabiliyor ve çocuk bunu ifade edemediği için tanısı gecikebiliyor. İdrar testi yaparak tanıyı koyabiliriz.

– Bekleme süresi içerisinde çıkan ateşi indirmek için hemen ateş düşürücülere mi başvurulmalı?

 

Ateş, vücudun bir enfeksiyonla mücadele etmek için girdiği yeni bir durum. Vücudun termostatı başka bir ayara geçiyor, vücut kendini ısıtıyor ki mikroplarla savaşsın. O yüzden ateşi düşürmek bir marifet değil. Bizler ateşi kovalamamalıyız. Çocuk hasta, vücut bu yeni duruma adapte oluyor ve tedavi etmeye çalışıyor. Ama çok yükseldiği zaman, çocukların kolu kanadı kırılıyor, başları ağrımaya başlıyor, halsizleşiyor. Anlıyorsunuz, kendini iyi hissetmiyor. Bu tepkiler baş göstermeye başladığında ateş düşürücü verilmeli, aynı zamanda da ateş düşürücüler parasetamol içerdiğinden ağrı kesici görevi görürler, bu da çocuğu rahatlatır. Çocuğu geçmişte havale geçirmiş ebeveynlerin, çocuklarının ateşlerinin çok oynamasına izin vermemeleri yerinde olur. Bu safhaları beklemeden ateş düşürücü vermeleri çok normaldir.

 

– Bebeklerde durum nedir?

 

0-4 ay çok önemli. Ekstra su kaybettiren bir durum. Bu dönemde ateş var ise, doğru ölçülmesine itina gösterilmeli. Mutlaka doktorun aranması lazım. 6 aydan sonra biraz daha rahatlayabiliriz. Popodan ölçtüğünüzde 38’in üzerinde ise, bu onlarda ateş kategorisine giriyor. Bebeği rahatlatmak için bir doz parasetamol verilebilir. (Kilo başına 10 mg olacak şekilde) Çocuklar büyüdükçe verilmesi gereken dozaj da artıyor. 1 yaşından sonra 38,5 buçuk, 2 yaşından sonra 39 olmadan birşey vermeyin diye öneriyoruz. Biz doktorların artık şöyle bir yaklaşımı var : Minik vücutlara ne kadar az ilaç sokarsak, o kadar iyi. İlaçların en masumlarını kullanmaya çalışıyoruz ama en masum olanların bile yüksek dozda alındığında başka organlara yan etkileri olabiliyor.  Dozaj  çok önemli. Örneğin  sık kullanılan parasetamol bile, önerilenden fazla dozda verildiğinde karaciğere hasar verebilir. Yeni jenerasyon doktorlar, parasetamol veya ibuprofen içeren ilaçları minimumda kullandırtarak hastalıkları geçirmeye çalışıyor.

 

– Aralarındaki fark nedir?

 

Parasetamol ağrı kesici ve ateş düşürücü. İbuprofen ise bu özelliklerinin yanısıra antienflamatuar etkiye sahip. Yani iltihabi reaksiyonları da iyileştiriyor.  Bu yüzden de eklem, kemik yaralanmalarında, ödem yaratan durumlarda ibuprofeni bütün bu etkilerinden ötürü özellikle tercih ediyoruz. Vücuttan atılma mekanizmaları da biraz farklı. Parasetamol karaciğer, ibuprofen ağırlıklı olarak böbrek yolu ile atılıyor. Yüksek ateşli ve ateşin indirilmesi gerektiği durumlarda biz bu ilaçların dönüşümlü verilmesini öneriyoruz. Bir organı devamlı yormak yerine, ağırlığı ikiye bölmüş oluyoruz. Bir ilaç herkese aynı cevabı veremeyebiliyor. Herkesin aynı şekilde etkilenmesi de mümkün değil. Ben çok duyuyorum, ‘Benim çocuğumda İbufen hiç yaramıyor’. Olabilir…

 

Başka bir konu da kombinasyon ilaçlar. Biz ebeveynlerin çocukları için doktora danışmadan kombinasyon ilaçlar, ağrı kesicinin yanısıra aynı zamanda öksürüğü durdurucu, burun tıkanıklığını giderici çok içerikli ilaçlar kullanılmasını önermiyoruz. Bu ilaçlar tahmin edemediğimiz sorunlara yol açıyor, çok da masum değiller. İçinde iki üç madde olan nezle grip ilaçlarını ezbere kullanmamak lazım. Onun yerine hastalığı doğal yollarla geçirmeyi daha uygun buluyorum.

 

– Birçok ebeveyn ilaçların çocukları doğal yollara oranla daha hızlı toparladığı, ayağa kaldırdığını gözlemliyor. Bu doğru mudur?

 

İnanın hiç de öyle değil. Doğal yöntemlerle iyileştirme ile ilaç kullanarak iyileştirme arasında süre olarak hiçbir fark yok. Belki anlık rahatlıklar sağlıyor olabilir. Örneğin o gece öksürmesini durduruyor, ama öksürüğü tedavi etmiyor. O çocuk 1 hafta daha öksürüyor zaten. Temiz hava solutarak, sağlıklı doğal besinler vererek, işlenmiş gıdalar yedirmeyerek, evde pişen yemekle büyüterek yetişen çocuklar, altta yatan başka rahatsızlıkları yok ise eğer, bu hastalıkları daha kolay yeniyorlar. Geçmeyecek hastalık inanın hangi yolu denerseniz deneyin sürecini tamamlamadan geçmiyor. Hafif başlayıp ilerleyen rahatsızlıklarda, komplikasyonlarda tabi ki ilaca başvuruyoruz, antibiyotiklere de hayatta her zaman yer var. Ancak şu anda aynı antibiyotikler bugünkü şekliyle kullanılmaya devam edilirse, bu antibiyotiklerden ölen hiçbir mikrop kalmayacak. Hepsi rezistans geliştirmiş olacak ve biz süper antibiyotikler kullanmaya başlayacağız.

 

– Nezle ve gribi hangi doğal yöntemlerle iyileştirmeliyiz?

 

Burun tıkanıklığı, çok basit bir sorunmuş gibi gözükse de çok fazla rahatsızlığa sebep olur. Çocuk doğru nefes alamadığı için kendini iyi hissetmiyor, iştahı kaçıyor. Östaki borularının tıkanmasına yol açabiliyor, bunun sonunda da kulak zarının arkasında sıvı toplanması oluşuyor. Burun tıkanıklığını açmanın ilk yolu nemi ve ısıyı uygun şartlara çekmek. Isıtıcıyı tamamen kapatmak, oda nemlendiricisi veya ıslak çamaşırlar kullanarak nemi arttırmak. Tuzlu su burnun içindeki ödemin çözülmesini sağlar, okyanus suyu içeren mini spreyler kullanılabilir. Enfeksiyonun en büyük ilacı C vitamini. Tazesi bulunabiliyorsa ananas, kiwi, portakal, karnıbahar, brokoli mandalina yedirilmeli bol bol.

 

Boğaz yolları için bitkilerden faydalanmayı çok seviyorum. Ihlamuru kaynamış ve hafif ılınmış suda 10 -15 dakika bekletip içiriyoruz. Adaçayının boğazı, kronik bademcik iltihabını temizlemek gibi bir etkisi var. Tadı kötü geliyorsa, adaçayı ile gargara yapılabilir. Baharatlar çok önemli : zencefil, tere, turp, karabiber boğazı sterilize ediliyor. Tadı çocuklara cazip gelmediği noktada bal veya pekmez atabilirsiniz içine. Tarhana, ezogelin çorbaları, sarımsak ile pişirilen yemekler en doğaş şifadır. Sarımsağın müthiş bir anti-inflamatuar etkisi var. Bunlarla iyileşemeyen çocuğun muhakkak altta yatan başka bir sorunu vardır. Örneğin alerji, geniz eti veya bademciği büyük olması vb.

 

– Bebeğini emziren bir anne nezle olduğunda emzirmeyi durdurmalı mı?

 

Hayır, tam tersi devam etmeli…Ancak bunu yaparken el, kol temizliğine, maske takmaya, bebekle yakın teması minimumda tutmaya özen göstermeli. İyileşene kadar öpüp koklamaktan vazgeçmeli. Biz anne emzirmeye devam etsin istiyoruz ki antikorlar bebeğe geçsin. Unutmayalım ki, mikroplar sütten bulaşmaz, sadece hava ve kirli elle temas yoluyla bulaşır.

 

Pınar Dayanıklı’nın her seferinde üzerine basa basa değindiği kilit bir nokta ile yazımı noktalamak istiyorum. Çocuğunuzun nezle veya grip olması çok normal. Ateş ise onun düşmanı değil. Önemli olan çocuğunuzu iyi gözlemlemek. Normal haline göre farklı mı? Gündüz sadece burnu akıyor ancak geceleri uyuyamıyor mu? Konuşurken gözleri mi kayıyor? Nefes almakta zorlanıyor mu? Yoksa keyfi yerinde, evin içinde koşturuyor mu? Miniğinizin vücuduna yer etmiş virüsler onun hayat kalitesini bozmadığı sürece tedavide doğal yollardan şaşmayın. Hemen ilaca sarılmayın ki gerçekten vücudunun ilaçla tedaviye gerçekten ihtiyacı olduğu zaman, etkisi güçlü ve yerinde olsun.

Röportaj:Pemra Uğuralp/Family Hug

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.