tan sağtürk röportaj
Genel,  Röportaj

Tan Sağtürk Röportajı

Geçtiğimiz aylarda Family Hug için Tan Sağtürk ile keyifli bir röportaj yapmıştık, bloga niye koymuyorsun dediniz bende dinledim. Buyrun okumayanlar için;

 

-Kitaplar tek kelime ile bir harika; çok ince düşünülmüş her şey. Ayak hareketleri gibi teknik kısımlarda çok fazla detaylı çalışma var. Bunun yanı sıra bizlerin göremediği diğer detaylardan bahseder misiniz?

Öncelikle Ada karakterinden bahsedeyim. Ada karakterinin sempatik bir çocuk olmasına çalıştık. Ancak mükemmel bir barbi karakteri yaratmak istemedik. Sebebi ise hep çocukluğumuzda gördüğümüz çok iyi bir dansçı çokta güzel görünür mantığı üzerineydi. Eğer serimiz devam ederse ileriki yıllarda ada büyüyecek ve Ada bir balerin olacak. Bale yapan birisinin mükemmel , plastik yüz hatlarına sahip olmasındansa herkesin her kesimin kendisiyle özdeş bir karakter olması konusunda kendi aramızda konuşarak bu çalışmayı oluşturduk. Diğer taraftan da ona bağlı bir Rüzgar karakteri yarattık. Rüzgar onun ablası. Anne ve babayı bir ebeveyn olarak onu taşıyan kişiler yapmadık. Rüzgar , klasik bale çok tercih ettiği danslar arasında olmasada , rock müzikten hoşlanan ve ayrışan bir yapıda olsa da  Ada’yı ablası olarak götürüyor. Kardeşi için iyi bir mihmandar. Bu tip detaylar da var işin içinde.

 

Diğer taraftan da her defasında kostümleriyle ve dekoruyla yeniden bir eser yaratıldı. Yani o bulmuş olduğumuz kostümler var olan bir baleden alıntı değildi. Dekorlar ve kostümler tekrar tasarlandı gibi oldu. Tabi burada çizerimiz Zeynep’in müthiş bir hayal gücü var. Teknik detaylar bu hayal gücüyle birleşince ortaya çok özel bir iş çıkmış oldu. Yani Zeynep yeniden bir eser yaratmış oldu diyebilirim.

tan sağtürk kitap

 

-Kitap içi CD özellikle yabancı dil öğreten kitaplarda sıkça gördüğümüz, ancak masal kitaplarında çok da  rastlanan bir konsept değil. Aslında masalı ve özellikle sizin kitapta çocuğun kafasında kompozisyonu tamamlaması açısından müzik ne kadar önemli?

Size çok enteresan bir örnek vereyim. Tchaikovski  Kuğu Gölü’nü yazdıktan sonra Beethoven ya da Mozart gibi birçok ünlü kompozitörün de Kuğu Gölü eseri vardır. Fakat aklımızda kalan Tchaikovsky ‘nin Kuğu Gölü’dür. Müzik ve bale mutlaka paralel gider. Bu yüzden müziğin yeniden tasarlanmış olması eğer amacınız çocuğa klasik balenin o eserini hızlı bir şekilde anlayıp ana belleğe atmasını sağlamaksa mutlaka müzikte olmalıydı. Benal Tanrısever’den yardım alarak yeniden kompozisyonu tasarladık.

 

-Bale Stüdyosu kitabının arkasında bir zarf içinde ebeveyne mektup var. Harika bir düşünce öncelikle onu belirtmek isterim. Orada balenin, çocuğun hem ruhsal hem fiziksel gelişimine katkılarını kısaca yazmışsınız. Bunu açabilir misiniz biraz?

Aslında işin enteresan tarafı çocuğunu bale ya da müzik kursuna vermiş olan insan bir süre sonra çocuğunun nasıl geliştiğini gördükçe kültürel açıdan ya da yorumlama açısından da kendi çocuğuna daha da fazla hayranlık duyar. İnsanın iyi bir sanatçı olmasını sağlayan ailesinin duyduğu bu hayranlıktır.

 

-Masal kitabından yola çıkarak ufaklığı baleye ısındırdık diyelim. Peki başlamak için en ideal yaş nedir? Bunda fiziki ve ruhsal yeterlilik yaklaşık aynı zamanlarda mı oluşuyor?

Bana göre algılama sürelerinin biraz daha uzamasını beklemek gerekiyor. Özellikle kurs programlarında 3,5-4 yaşlarında almak lazım ki hazırlık 1 ve 2 olarak nitelendirdiğimiz teknik öncesi sınıflarda sıraya sokmayı ve aynı anda hareket etmeyi öğretiyoruz.Baleyle asıl tanıştırdığımız dönem ise 5-6 yaşlarındaki teknik sınıf seviyelerinde başlıyor. Fiziksel ve ruhsal gelişme ya da daha doğru ifadeyle algıların, konsantrasyon sürelerinin daha uzun olduğu zaman işte bu 4 yaştan sonra oluşuyor. Bir de fiziksel anlamda vücutta değişik oranlarda uzuyor. Bir bebeğin fiziğini bir yetişkinin vücuduna uyarlarsak komik bir vücut olurdu. Oranlar çok farklı çünkü. O oranların uzamasının belirli bir yerde oturmasını sağlamak lazım ki biz başlayabilelim. Çok daha erken başlatanlar var ancak doğru bir çalışma oluşturmuş olmuyor. Dolayısıyla sorunuzun zamanı fiziksel ve ruhsal bir zamanlama var o da 4 yaş. Konservatuara girme yaşı ise 8 yaş.

bale stüdyosu

 

-Her iyi eğitim alan iyi bale yapabilir mi? Bu işi spor, küçüklük aktivitesi ya da hobiden profesyonelliğe taşıyan etkenler nedir?

İyi bale yapmak kavramı verilen işin iyi yapılması ise çok çalışan dediğiniz gibi verilen görevi yerine getirilebilir. Ama bunun koordinasyon haline gelebilmesi için yetenek faktörü devreye girer, yetenek faktörünün doğru oturtulabilmesi içinse öğretmen devreye girer. Bu yüzdendir ki konservatuvar bittikten sonra da hocayla çalışmaya her zaman devam edilir. Yani operada da başımızda duran bi hoca vardır.

Profesyonelliğe taşıyan etkenler çocuğun fiziksel yapısının uygun olması gerekiyor ki konservatuvara girebilsin.

 

-Erkek çocuklarında durum nasıl? Diyarbakır bunun güzel bir örneği aslında. Ailelerin yaklaşımı nasıl bu konuya?

Erkek çocuklarıyla ilgili genel olarak bizim ülkemizde bir önyargı olduğunu düşünüyorum. Bu önyargıların kırılmasında bizim görevimiz olduğu kadar hükümetin , devletin kültür politikalarının da etkili olacağı inancındayım. Eğer öyle bir program var ise ki bunu bize bizzat gösteren bir çalışma şu ana kadar mevcut değildi. Sadece bu mevcut hükümetle ilgili olan bir şey değil diğer hükümetlerle de bu böyleydi. Demek ki hangi hükümet gelirse gelsin bu pek farketmiyor. Aynı şekilde aynı şeyler gidiyor. O yüzden bir hükümete bağlamayacağım bu durumu. Ama Türkiye’de bu meselenin çok önemli olduğuna dair bir yargının oluşmasını siyasilerin aslında birazcıkta ortaya koyması lazımki ona göre programlar yapılsın ve devlet opera balesi yönlendirilsin. Balenin gerekli olduğuna devlet opera balesinin kuvvetlendirilmesi gerektiğine , balenin tüm yanlış anlaşılmalarına ve önyargılarına karşı bir kamuoyunun tekrar oluşturulması ve çaba gösterilmesi lazım bu konuda. Bunu da birkaç yönünün olduğunu burada açıklamaya çalıştım. Eğer bu daha da artarsa baleye ve müziğe talep çok daha fazla artacaktır. Dahası erkek bale sanatçıları daha fazla bale yapmasını aileler isteyeceklerdir diye düşünüyorum.

 

-Kitapların çıkış noktası aslında Ada. Ada ile ilişkiniz nasıl? 

Ada benim kızım her şeyden önce. Ada’nın benimle ilişkisi onun bana duyduğu ihtiyaç kadar.  Onunla vakit geçiren, onu anlayan, onunla oyunlar oynayıp, onunla ciddi konuşmak isteyen bir baba arayışında bence baba. Her kız ve erkek çocuğu kadar. O ayaklardan bir tanesini eksik bırakmamaya çalışıyorum.

 

– Tiyatrocu babanın tiyatrocu oğlu, sinemacı annenin sinemacı kızı diye bir şey vardır ya. Peki balet babanın balerin kızı mı?

Ada’nın vereceği karar olmalı bu diye düşünüyorum. Bu konuda benim en ufak bir siteğim olsa ona farkında olmadan bir yol çizmem demek olacak bu. Ben gidiyorum eğer peşimden gelirse. Ama başka bir yere de giderse çok daha memnun olurum. Çünkü o kadar güzel şeyler var ki hayatta. Fakat bale eğitimini almasını  doğru olacağı inancındayım. Ona da fazla danışmadan hadi gel, gelir misin, çalışır mısın diyeceğim tabii ki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.